Yazdir

 

FIKRALAR

   

:) Zamane Çocuklari
      Küçük afacan elinde bir kutu sekerle parka gitmis, bir banka oturmus, etrafa bakinirken sekerleri ardarda agzina atiyomus.. yanindaki bankta oturan yasli adam çocuga bakmis bakmis ve...
      "evladim.."demis.. "seker güzeldir ama çok yemek zararlidir... hem dislerin çürür, hem yüzünde sivilce çikar, hem de sismanlarsin..."
      Çocuk bunun üzerine adama dönmüs:
      "Benim dedem 107 yasina kadar yasadi..."
     
Adam "Yaa.." demis... "Yani deden de mi çok seker yerdi?"
     
" Hayir, herseye burnunu sokmazdi.!
     

 




:) Bogaz Köbrüsü
      Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyor, bir gün bir Amerikali'yi aliyor basliyorlar gezmeye... Turist falanca sarayi görüyor ..
      - "Bu ne kadar zamanda yapilmis diyor"
      Temel de: "5 yilda diye cevap veriyor"...
      Amerikali :
      - "Yazik bizde olsa 1 yil .." biraz sonra filan camiyi görüyor
      - "Bu ne kadar zamanda yapilmis" diye soruyor ..
      Temel de ....
      - " 2 yil" diye cevap veriyor ...
      Amerikali :
      - " Yazik be bizde olsa 3 ayda biterdi" diyor.
Temel uyuz oluyor duruma..
      Biraz sonra bir tarihi yapi daha görüyorlar.. Yine soruyor turist..
      Temel..2 ay diyor, adam gene yazik be bizde olsa 1 haftada biter, diyor.
      Temel iyice deliriyor, tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor..
      Adam yukariyi göstererek bu köprü ne kadar zamanda yapildi diyor..
      Temel saskin saskin bakislarla kafasini kaldirip ..
      - "Hangisi ? Bu mu? Bilmem, bu dün burda yoktu .."
     




:) Ürün müdürü
      Bir gün sirketin genel müdürü sirketi içinde dolasmaya çikmistir. Tam ürün müdürünün ofisinin önünden geçerken onu sekreteriyle sarmas dolas bulur. Hisimla ofise dalar: "Biz sana bu kadar parayi bunun için mi veriyoruz?" Ürün müdürü istifini bozmaz: "Hayir, ben bunu bedavaya yapiyorum!"
     





:) Tercih
      Iki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde yürürken biri digerine sorar, "Bu muhtesem bisikleti de nereden buldun ?" Digeri cevap verir, "Dün tek basima dolasirken bir yandan da okulu bitirince ne is yapacagimi düsünüyordum.
Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kiz geldi ve yanimda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine birakti ve üzerindeki bütün giysileri çikartti. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi." Diger ögrenci arkadasini dogrularcasina basini sallayarak, "Iyi seçim yapmissin, elbiseler belki sana uymayabilirdi".
     




:) Herkese içki
      Adamin biri bara girmis. Garson, herkese içki ver kendine de al demis. Içkiler içilmis garson hesap için gelince adam: Para yok demis. Tabi garson bunu bir güzel dövüp disari atmis. Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese içki kendine de al demis ve sonuçta parasi olmadigi için yine dayak yemis ve gitmis. Bu üç aksam böyle devam etmis. Dördüncü gün yine gelmis ve garson herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince sapitiyorsun.

 

 

Tavsan
      Temel ava çikmis, eli bos dönmemek için kasaptan bir tavsan almis.
      Fadime,
      - Ha pu netur, soyulmus tavsani nasil avlaysun?
      - Sex yaparçen yakaladum, çiyinmeye firsatu olmadu...
     




:) Sifon
      Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüs: "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" Yola çikmislar, Dursun'un çiftliginin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa.
Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bagirmis: "amma büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmis "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun: - "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis. Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik dügmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bagirmaya baslamis: - "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!"
     




:) Babada kalacaktir
      Bosanma davasinda kadin, hakime talebini gerekçesi ile açiklamis:
      - "Sayin hakim, çocugun bende kalmasini istiyorum. Onu dokuz ay karnimda tasidim."
      Hakim kocaya sormus:
      - "Karinizi duydunuz. Bir diyeceginiz var mi?"
      Adam "Var tabii" demis ve anlatmis:
      - "Sayin hakim. Farzedelim ki caniniz bir kutu soguk kola istedi. Makineye parayi attiniz ve kola geldi. Simdi bu kola makinenin midir, yoksa parayi delige atanin mi?"
      Hakim sekreterine dönmüs:
      - "Yaz kizim. Çocuk babada kalacaktir..."
     




:) Yumurta Yapmanin 100 yolu
      Iki horoz mutfaga girerler. Etrafa merakli gözlerle bakarlarken tezgahin üzerinde bir yemek kitabi görürler. Kitabin üzerinde : "Yumurta yapmanin 100 yolu" yazmaktadir. Biri digerini dürter ve der ki :
      -Olum bak lan seks kitabi bulduk alaaaaaaa ...
     




:) Benim kim oldugumu biliyor musun?
      Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin katildigi bir imtihan...
      Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine
      imkân yok.
     
      Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor.
      Hiç aceleci bir hâli yok.
     
      Derken süre doluyor. "Getirin kâgitlari çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
     
      Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör kizarak:
      -Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini alamam...
      Bizimki ters ters bakiyor:
      -Sen benim kim oldugumu biliyor musun?
      -Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne olacak?
      -Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor. Sonra da:
      -Iyi günler hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp gidiyor.
     




:) Bir iki üç iç..
      Hitler'in gözü Ingiltere'de ama oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tanki var ama savas gemisi yok..
      Bir gün yardimcilari ile Mans denizinin kiyisina geldiginde "Denizi kurutup tanklari karsiya geçirmek" gibi müthis bir fikir geliyor aklina..
      Ve hemen emir veriyor. Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek...
      Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline kasik, kepçe, masrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor.
      "Bir iki üç iç..
      Bir iki üç iç..
      Bir iki üç iç.."
      Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta sonra müthis planinin ne halde oldugunu görmek üzere Hitler deniz kenarina geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarina bagiracagi sirada karsi sahillerden bir ses duyuyor...
      "Bir iki üç çisssss..
      Bir iki üç çissssss..
      Bir iki üç çissssss.."

 

:) AVCI
      Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel'in onderliginde ilerlemektedir.
      Karsilarina kucuk bir delik cikar.
      Temel: -yatin yere, tavsan deligi !
      Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan cikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yurumeye baslarlar.
      Bir sure sonra buyukce bir delik cikar.
     
Temel : -Yatin yere, tilki deligi !
      Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar, onu da vururlar. Tekrar yola duserler. Bu defa daha buyuk bir delik cikar.
      Temel : -Yatin yere, ayi ini !
      Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yurumeye devam ederler.