FIKRALAR

Zamane Çocuklari


Küçük afacan elinde bir kutu sekerle parka gitmis, bir banka oturmus, etrafa bakinirken sekerleri ardarda agzina atiyomus.. yanindaki bankta oturan yasli adam çocuga bakmis bakmis ve...
"evladim.."demis.. "seker güzeldir ama çok yemek zararlidir... hem dislerin çürür, hem yüzünde sivilce çikar, hem de sismanlarsin..."
Çocuk bunun üzerine adama dönmüs:
"Benim dedem 107 yasina kadar yasadi..."
Adam "Yaa.." demis... "Yani deden de mi çok seker yerdi?"
" Hayir, herseye burnunu sokmazdi.!


Bogaz Köbrüsü


Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyor, bir gün bir Amerikali'yi aliyor basliyorlar gezmeye... Turist falanca sarayi görüyor ..
- "Bu ne kadar zamanda yapilmis diyor"
Temel de: "5 yilda diye cevap veriyor"...
Amerikali :
- "Yazik bizde olsa 1 yil .." biraz sonra filan camiyi görüyor
- "Bu ne kadar zamanda yapilmis" diye soruyor ..
Temel de ....
- " 2 yil" diye cevap veriyor ...
Amerikali :
- " Yazik be bizde olsa 3 ayda biterdi" diyor. Temel uyuz oluyor duruma..
Biraz sonra bir tarihi yapi daha görüyorlar.. Yine soruyor turist..
Temel..2 ay diyor, adam gene yazik be bizde olsa 1 haftada biter, diyor.
Temel iyice deliriyor, tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor..
Adam yukariyi göstererek bu köprü ne kadar zamanda yapildi diyor..
Temel saskin saskin bakislarla kafasini kaldirip ..
- "Hangisi ? Bu mu? Bilmem, bu dün burda yoktu .."


Ürün müdürü


Bir gün sirketin genel müdürü sirketi içinde dolasmaya çikmistir. Tam ürün müdürünün ofisinin önünden geçerken onu sekreteriyle sarmas dolas bulur. Hisimla ofise dalar: "Biz sana bu kadar parayi bunun için mi veriyoruz?" Ürün müdürü istifini bozmaz: "Hayir, ben bunu bedavaya yapiyorum!"



Tercih


Iki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde yürürken biri digerine sorar, "Bu muhtesem bisikleti de nereden buldun ?" Digeri cevap verir, "Dün tek basima dolasirken bir yandan da okulu bitirince ne is yapacagimi düsünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kiz geldi ve yanimda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine birakti ve üzerindeki bütün giysileri çikartti. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi." Diger ögrenci arkadasini dogrularcasina basini sallayarak, "Iyi seçim yapmissin, elbiseler belki sana uymayabilirdi".




Herkese içki


Adamin biri bara girmis. Garson, herkese içki ver kendine de al demis. Içkiler içilmis garson hesap için gelince adam: Para yok demis. Tabi garson bunu bir güzel dövüp disari atmis. Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese içki kendine de al demis ve sonuçta parasi olmadigi için yine dayak yemis ve gitmis. Bu üç aksam böyle devam etmis. Dördüncü gün yine gelmis ve garson herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince sapitiyorsun.

Tavsan


Temel ava çikmis, eli bos dönmemek için kasaptan bir tavsan almis.
Fadime,
- Ha pu netur, soyulmus tavsani nasil avlaysun?
- Sex yaparçen yakaladum, çiyinmeye firsatu olmadu...


Sifon


Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüs: "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" Yola çikmislar, Dursun'un çiftliginin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bagirmis: "amma büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmis "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun: - "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis. Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik dügmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bagirmaya baslamis: - "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!"


Babada kalacaktir


Bosanma davasinda kadin, hakime talebini gerekçesi ile açiklamis:
- "Sayin hakim, çocugun bende kalmasini istiyorum. Onu dokuz ay karnimda tasidim."
Hakim kocaya sormus:
- "Karinizi duydunuz. Bir diyeceginiz var mi?"
Adam "Var tabii" demis ve anlatmis:
- "Sayin hakim. Farzedelim ki caniniz bir kutu soguk kola istedi. Makineye parayi attiniz ve kola geldi. Simdi bu kola makinenin midir, yoksa parayi delige atanin mi?"
Hakim sekreterine dönmüs:
- "Yaz kizim. Çocuk babada kalacaktir..."


Yumurta Yapmanin 100 yolu


Iki horoz mutfaga girerler. Etrafa merakli gözlerle bakarlarken tezgahin üzerinde bir yemek kitabi görürler. Kitabin üzerinde : "Yumurta yapmanin 100 yolu" yazmaktadir. Biri digerini dürter ve der ki :
-Olum bak lan seks kitabi bulduk alaaaaaaa ...


Benim kim oldugumu biliyor musun?


Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin katildigi bir imtihan...
Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine
imkân yok.

Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor.
Hiç aceleci bir hâli yok.

Derken süre doluyor. "Getirin kâgitlari çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.

Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör kizarak:
-Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini alamam...
Bizimki ters ters bakiyor:
-Sen benim kim oldugumu biliyor musun?
-Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne olacak?
-Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-Iyi günler hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp gidiyor.


Bir iki üç iç..


Hitler'in gözü Ingiltere'de ama oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tanki var ama savas gemisi yok..
Bir gün yardimcilari ile Mans denizinin kiyisina geldiginde "Denizi kurutup tanklari karsiya geçirmek" gibi müthis bir fikir geliyor aklina..
Ve hemen emir veriyor. Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek...
Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline kasik, kepçe, masrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor.
"Bir iki üç iç..
Bir iki üç iç..
Bir iki üç iç.."
Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta sonra müthis planinin ne halde oldugunu görmek üzere Hitler deniz kenarina geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarina bagiracagi sirada karsi sahillerden bir ses duyuyor...
"Bir iki üç çisssss..
Bir iki üç çissssss..
Bir iki üç çissssss.."

AVCI


Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel'in onderliginde ilerlemektedir.
Karsilarina kucuk bir delik cikar.
Temel: -yatin yere, tavsan deligi !
Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan cikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yurumeye baslarlar.
Bir sure sonra buyukce bir delik cikar.
Temel : -Yatin yere, tilki deligi !
Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar, onu da vururlar. Tekrar yola duserler. Bu defa daha buyuk bir delik cikar.
Temel : -Yatin yere, ayi ini !
Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yurumeye devam ederler.
Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar.
Temel : -Usaklar ne cikacagini bilmiyorum. Ama yatin yere, ne cikarsa bahtimiza!
Ertesi gun gazetelerde :
"Dort avci tren altinda can verdi..."


AMIN


Cok iyi giyimli bir is adami Vatikan'a gelir papayla gorusmek istedigini soyler. Kendisini bir Kardinal'e gotururler. Adam israr eder.
- Sizinle degil, dogrudan Papa ile ve yalniz gorusmek istiyorum.
Sonunda adami Papa'nin huzuruna cikarirlar. Ama adamin ne istedigini merak eden Kardinaller kapinin disinda kulak kesilmis iceriyi dinlemektedirler.
Iceride sesler yukselmistir.
Adam : - 1 milyar dolar.
Papa : - Olmaz
- 2 milyar dolar.
- Hayir.
- 5 milyar dolar.
- Hayir.
Adam kapiyi carpar, hisimla uzaklasirken Kardinaller iceri kosusur.
- Sayin Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Dusunun bu para ile kac katedral, kac kilise yapilir, dunya uzerine kac misyoner gonderilirdi. Parayi nicin kabul etmediniz ?
- Ne yani ? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mi deseydik ?


MÜHENDIS ZEKASI


Bir papaz, bir sarhos ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasina çarptirilmislardir. Sira öncelikle papazdadir. Infaz memuru papaza sorar:
"Infaz edilirken yukari mi asagi mi bakmayi tercih edersin?"
Papaz cevap verir:
"Yukari bakmak isterim. En azindan ölürken yüzüm tanriya dönük olur."
Papazin istegi yerine getirilir, giyotin biçagi havaya kaldirilir ve birakilir. Biçagin hizi kesilir kesilir ve tam papazin boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu tanridan bir isaret olarak görülür ve papaz serbest birakilir. Sira sarhosa gelmistir. Bir umutla sarhos da yukari dönük olmak istedigini söyler. Ayni sekilde giyotin biçagi tam sarhosun boynuna yaklasmisken yavaslar ve durur. Bu da tanrinin bir isareti olarak kabul edilir ve sarhos da serbest birakilir. En son sira mühendistedir. Mühendis de yukari dönük infaz edilmek istedigini belirtir. Tam biçak havaya kalkmisken mühendis bagirir:
"Durun bir dakika, biçaktaki sorunun nerede oldugunu anladim."


KONUSMAMAK


Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve sormus:
- Senin kopegin mi?
- O kopek benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- Kopek konusamamak! Cow-boy kopege yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davraniyor mu?
- Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayi yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- At konusamamak! Cow-boy ata yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili daha da saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasil davraniyor?
- Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor, gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir)
Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Disi Essek senin mi?
- Essek benim olmak, konusmak ama çok yalan soylemek .....




ANCAK GELDIK


Bir gun Cennet'in kapilari siddetle vurulmus:
- Gum Gum Gum !!
Içeriden seslenmisler:
- Kim o?
Disaridan gok gurultusu gibi bir ses:
- Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz!
Içeriden hos geldiniz diyerek kapilar ardina kadar acilmis ve yigitleri iceriye buyur etmisler. Her sey çok guzel gidiyormus. Ta ki, 40 yil gecinceye kadar. Bir gun kapilar yine siddetle calinmis:
- Gum Gum Gum !!!
Içeriden sormuslar:
- Kim o?
Disaridan gok gurultusu gibi bir ses:
- Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz!
Iceriden hemen cevaplamislar:
- Hadi len! Onlar 40 yil once geldi!
Disaridan yine ses gelmis:
- Biz mehter takimiyiz ancak geldik!!!


ADOLF'UN ÇOCUKLUGU


20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
- "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"
Baba ilgisizce;
- "Günahtir evladim" demis
- "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"
- "O da gunahtir evladim"
- "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"
- "Ooofff! o da günahtir evladim"
- " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"
Baba en sonunda dayanamaz:
- "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!..."


IS GÖRÜSMESI


Bir firmanin Insan Kaynaklari Müdürü ölür ve göge yükselir. Kapida bir melek onu karsilar ve söyle der:
- "Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha cok severseniz sonsuza kadar orada kalma sansiniz olacak."
Insan Kaynaklari Müdürü bu fikri gereksiz bulur:
- "Aslinda ben secimimi coktan yaptim. Bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum."
Melek bunun imkansiz oldugunu söyler:
- "Buranin da bazi kurallari var. Bu nedenle dedigimi yapmaniz gerekir. Sonra secim sizin."
Müdür caresiz kabul eder. Bir asansöre biner ve yerin yedi kat altina iner. Bir kapidan iceri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin üzerinde ve bütün sevdigi arkadaslari orada. Seytan bile cok sevimli ve ona iyi davraniyor. Bütün gün golf oynarlar, beraber yemek yiyip icki icerler. Müdür cok eglenir ve zamanin nasil gectigini anlamaz.
24 saat dolunca asansörle yukari cikar ve cennetin kapisindan iceri girer.
Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Bütün gün bulutlarin üzerinde harp calip sarki söyler. 24 saat dolunca tekrar melegin karsisina cikar.
Melek sorar:
- "Evet, karariniz nedir?"
Müdür cevap verir:
- "Bunu söyleyecegimi hic sanmazdim ama cehennemde daha iyi vakit gecirdim oraya gitmek istiyorum. "
Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altina iner. Bir de görür ki her yer cöp dolu, pis bir koku sarmis etrafi. Dün cok eglendigi arkadaslari da cöpleri topluyor.
Seytana sorar:
- "Dün burasi bir golf sahasiydi, yemek yedik, icki ictik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?"
Seytan cevap verir:
- "Dün senle is görüsmesi yapiyorduk. Bugün artik seni ise aldik..."



SOS ISTER MISINIZ?


Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini calmis, kapiyi acan bayana:
- "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at pisligi var!"
demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak dokuvermis.
Sonra da:
- "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..!
Kadin saticiya soyle bir bakmis
- "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz? Elektrikler kesik de..!"


DON


Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis. Hünkar, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket!
Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip, hapsedilecek. Aradan günler geçmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis.
Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus;
-"Adin?"
-"Aptülmecit"
-"Baba adin?"
-"Aptülleziz"
-"Evli misin?
-"5 tane karim var!"
-"Kaç çocugun var?
-"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, besincisinden 18 tane."
Kadi kararini vermis ve söylemis:
-"Aptulleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!"


YANIKLARI ATMA


Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni çalismaz.
Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen Dursun'un kucagiina çocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar.
Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocukdur.. Temel birakir, Dursun yakalamak için kollarini açmaz. Çocuk paat yerde.
Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde..
Dursun yukari bagirir: "Yaniklari atarak vakit kaybetme.."


Iki Türk Fransa'ya geyik avina gitmis. Av da av yani... Deniz uçagiyla bir krater gölüne inecekler, daglarda avlanacaklar sonra dönecekler... Simdi onlara katilalim...
Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak sunu pesin pesin söyleyeyim, adam basi bir geyik tasima hakkiniz var. Deniz uçagi daha fazlasini kaldirmiyor.
Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avi düsünüyor degiliz, asil kafamiz dagilsin diye buradayiz.
Pilot: Harika, iyi avlar. Rastgele!
***
Bir hafta sonra deniz uçagi göle iner... Pilot bir bakar ki... Bizimkilerin yaninda, adam basi iki geyik!
Pilot: Bravo da, adam basi tek geyik demistik. Bu uçak, bu agirligi tasimaz.
Bizimkiler: Tasir tasir.
Pilot: Tasimaz.
Bizimkiler: Tasir tasir.
Pilot: Beyler bakin! Burasi Avrupa Birligi, her seyin bir kurali var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz.
Bizimkiler: Havalanir havalanir.
Pilot: Olmaz!
Bizimkiler: Geçen yilki pilot havalandi ama...
Pilot: Havalandi mi? Dört geyikle mi? Buradan mi?
Bizimkiler: Evet tastamam öyle. Geçen yilki pilot, dört geyikle havalandi!
Pilot: Madem o pilot yapti, ben de yaparim. Hayatimda ilk defa böyle bir sey yapiyor olacagim ama kanima girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, baglayin kemerlerinizi, kalkalim.
***
Pilot gazi verir... Deniz uçagi göl üzerinde süratlenir... Süratlenir... Kizaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü agirligi kaldirip yükselemez.... Ve sonuçta burun üstü ormanin içine çakilir, bin parçaya ayrilir. Sans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yari baygin, paramparça olmus uçagin yaninda, bizim avcilardan biri kendine gelir, kafayi kaldirir... Arkadasi da gözlerini açmistir...
Gözlerini açan sorar:
- Len Ahmet, neredeyiz biz?
Bizimki söyle bir etrafa bakar...
- Hemen hemen.... Geçen yil düstügümüz yerin 200 metre kadar gerisinde!


HITLER


Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.
Ingiliz'e sormus
- "Titanik kaç yilinda batti?"
Ingiliz hemen cevap vermis
- "1912" diye.
Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:
- "Titanik'te kaç kisi öldü?"
Fransiz cevap vermis
- "1050".
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis.
Ve Yahudi'ye dönmüs;
- "Say lan isimlerini!"


KALEDE SEN VARSIN


Iki yasli dost 70'li yaslarina gelmis iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuslardi...
Derken birgün bir tanesi agir hasta oldu.. Ölüm dösegindeyken yaninda yine en iyi dostu vardi ve ona fisildadi :
- "Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol oynaniyorsa lütfen bir sekilde bana haber ver.."
Öteki
- "Tamam... Bütün hayatim boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapicam.." dedi.
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadasinin sesini duydu :
- "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
Öteki hemen sordu :
-"Iyi haber nedir?"
- "Cennette futbol oynaniyor....."
- "BU HARIKA...!!! Peki kötü haber nedir???"
- "Yarinki maçta kalede sen varsin..."



BIZIM DE DEDEMIZ VAR


Sapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana dusmus... bi sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmis, bir agacin altina oturmus,
Sapkalarla dolu sepetini de yere koymus, ve uykuya dalmis... Birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmis.. bir de bakmis ki yanindaki sepet bombos, sapkalar gitmis..!!
Bir de kafasini kaldirip agaca bakmis ki, agacin dallarinda bi suru maymun, herburak birinin kafasinda adamin sapkalari.... adam dusunmeye baslamis:
"Ben simdi napicam, sapkalari bu maymunlardan nasil alicam...?"..
Dusunceli bi sekilde kafasini kasirken bi bakmis maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kasiyolar... adam ellerini havaya kaldirmis , maymunlar da aynisini yapmislar.. derken adam napicagini bulmus.. kendi basindaki sapkasini cikartip yere atmis, tabi maymunlar da kafalarindaki sapkalari hemen yere atmislar..adam boylece butun sapkalari toplayip sepetine koymus...
Aradan 50 yil gecmis... artik adamin bir torunu varmis, o da dedesi gibi sapka saticisi olmus... gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana dusmus. hava yine cok sicakmis ve genc adam bir agacin altina oturmus, sapkalarla dolu sepetini yanina koymus ve uykuya dalmis.... bir saat sonra uyanmis bir de bakmis sepetin icinde sapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymus bir de kafasini kaldirmis ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer sapka.... adam dusunmus:
"Dedem yillar once bana bir hikaye anlatmisti... napicagimi cok iyi biliyorum....
"Adam kafasini kasimaya baslamis, maymunlar da aynisini yapmislar... adam ellerini havaya kaldirmis, maymunlar da ellerini kaldirmis.... ve adam gulumseyerek kendi basindaki sapkayi cikarmis yere firlatmis. o anda maymunlardan biri agactan inmis , adamin yere attigi sapkayi kapmis, adama da bi tokat atmisve :
"Sadece senin mi deden var lan !..??"



Bir koylu dere kenarinda elide baltasi agac budamaya gidiyormus.Baharin etkisiylemidir, nedir elinden baltasini dereye dusurmus.
"Ah, eyvah simdi ben ne yapacagim"
derken, Tanri gorunmus aniden.
" Ne oldu ne var, neden sizlaniyorsun." diye sormus adama. Adam da:
" Aman tanrim, ben simdi ne yapacagim, baltami dereye dusurdum, yenibir balta alacak param da yok, agaclari nasil budayacagim?."
Tanri :
" Dur bakalim." diyerek dereye gitmis. Elinde bir altin balta ile donmus."
Soyle bakalim senin baltan bu mu ?."
Adam:
" Hayir tanrim " demis. Tanri yine dereye. Elinde gumus bir balta ile donmus.
Sormus: " Senin baltan bu mu ?"
Adam : "Hayir Tanrim " demis. Tanri yine dereye gitmis. Elinde eski bir demir balta ile donmus.
Sormus: " Senin baltan bu mu ?"
Adam sevincle: "Evet Tanrim" demis.
Tanri: " Oglum sen cok durust bir insansin, bu baltalarin her ucunu de sana veriyorum, gule gule kullan " demis.
Adam mutlu, tanri mutlu ayrilmislar.
Aradan bir sure gecmis. Bizim adam dere kiyisinda karisi ile birlikte yuruyorlarmis. Birden nasil olduysa olmus, kadin dereye dusmus, gozden kaybolmus. Adam yazik feryat, figan. O sirada Tanri gelmis. Sormus ne oldugunu adama.
Adam: " Ah Tanrim, kirk yillik karim, can yoldasim derede kayboldu. Ben onsuz ne yapacagim simdi." demis.
Tanri dereye gitmis. Yaninda Jeniffer Lopez ile donmus." Senin karin bu mu ?" demis.
Adam atilmis. " Evet, evet...." Tanrinin kaslari catilmis.
" Sen bana yalan soyledin. Bu senin karin degil..."
Adam boynunu bukmus:
" Haklisin Tanrim. Ancak, ben fakir bir adamim. Degil desem, sen bu sefer Demet Sener' i getireceksin. Ve sonunda ucunude bana hediye edeceksin.Ben bu fakir halimle ucune birden nasil bakarim."


PLAJ


Koca, doktora telefon etti:
- Doktor bey, karima plaj tavsiye etmistiniz. "Hem sagligi açisindan yararli, hem çocugu olmasi için..." demistiniz. Bütün bir yazi plajda geçirip döndük. Ikimiz de bir yararini görmedik.
Doktor:
- Görmezsiniz elbet. Ben plaja birlikte gidin demedim ki, karinizin plaja yalniz gitmesini tavsiye ettim!

ÜÇ MAHKUM


Uc mahkum cezaevi yolundadir. Herbirine, hapiste gecirecekleri günler icin bir esya getirmelerine izin verilmistir.
Otobuste,biri digerine döner ve sorar; "Eeee sen ne getirdin?"
Diger mahkum, bir boya kutusu cikarir ve bununla her seyi boyayabilecegini soyler.
Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir ve "Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim" der.
Ucuncu mahkuma merakla sorarlar; "Sen ne getirdin?"
Adi Temel olan ucuncu mahkum bir kutu cikarir ve gulerek; "Bu orkidleri getirdim" der.
Diger iki mahkumun kafasi karismistir. Merakla sorarlar; "Bunlarla ne yapabilirsin ki?" Temel siritir ve elindeki kutuyu göstererek;
"Kutuda yazdigina gore; bunlarla ata binebilir, yüzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmisim"


KARISIK


Mehmet Bey köpeginin tasmasindan tutmus yolda giderken, hoslanmadigi bir komsusuyla karsilasti. Komsu sordu:
- Bu esekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle esegi birbirinden ayiramiyor musun?
Komsu aldirissiz:
- Ben köpekle konusuyorum. Sen ne diye söze karisiyorsun?


CINSIYET TARTISMASI


Kadinlar diyor ki:
Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslinda sorunlari çözmek için yaratilmalarina ragmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler.
Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldiginiz an, biraz daha sabretmis olsaydiniz çok daha gelismis bir modeline sahip olabileceginizi görüp pisman olursunuz.
Erkekler diyor ki:
Bilgisayar disidir. Çünkü onun mantigini yaraticisindan baska kimsenin anlamasi mümkün degildir. Yaptiginiz en ufak hatayi bile hafizasina kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar.
Ve bir bilgisayar aldiktan kisa bir süre sonra farkedersiniz ki, asil parayi ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasiniz.



OTO VE ERKEK


20 yasinda erkek FIAT gibidir. Kucuk ama hizli.
20-30 yas arasinda PORSCHE gibidir. Hizli ve konforlu.
30-40 arasi erkek VOLVO gibidir. Biraz sIkIcI ama teknik olarak mukemmel
40-50 yas arasi erkek OPEL gibidir. Yapabileceginden fazlasini vaat eder.
50-60; arasinda ise eski bir FORD gibidir. Harekete gecirmek icin karburatore biraz alkol koymak gerekir.


TUTUKLAYIN


- Komiser bey, beni tutuklayin. Karima bes el ates ettim.
- Öldü mü?
- Hayir, hiçbiri isabet etmedi.
- Öyleyse neden tutuklanmayi istiyorsun?
- Karim beni ariyor da...


MÜHENDIS AKLI


Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasinin bosalmasini beklemektedirler.
Mühendis:" Bu adamlar ne yapiyor böyle, 15 dakikadir bitirmelerini bekliyoruz."
Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik görmedim."
Rahip: "Iste görevli geliyor, onunla konusalim."
Rahip: "Merhaba, Su anda sahada olan grup ne zaman çikacak, neden bu kadar yavaslar?"
Görevli "Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çikan yanginda gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman
burada ücretsiz oynamalarina izin verildi.
Rahip: "ne kadar üzücü, bu aksam onlar için dua edecegim."
Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaslarla konusup onlar için bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim."
Mühendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?"


AMERIKALI MÜHENDIS


Kayseri'de yol çalismasi yapiliyomus. Köylüler esegin birini salip geçtigi yerden yolu geçiriyolarmis. O sirada oradan geçmekte olan Amerikali bir mühendis görmüs bunlari.
Merak etmis; gitmis yanlarina.
-Merhaba dayi nabiyonuz böyle? demis.
Köylü
-Yol yapiyoz diye cevap vermis.
-"E bu essek ne" diye devam etmis mühendis.
Köylü genel prosedürü söyle bir anlatmis. Essegin yolun nerden geçecegine karar verdigini söylemis.
Bizim Amerikali mühendis yerlere yatmis gülmekten, öyle sey mi olur diye.
Alayci bir tonla:
- "Eee demis, essek bulamiyinca napiyonuz?"
Köylü:
- "O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoz."




YANLIS NUMARA


"Alo efendim"
"Pardon galiba yanlis numarayi çevirdim"
"Dikkat etsene geri zekali "
"Geri zekali sensin, üstüne birde bit beyinlisin"
"Ne sen kiminle konustugunu biliyormusun???"
"Hayir"
"Ben istanbul emniyet müdürüyüm" (biraz sesizlikten sonra)
"Sen kiminle konustugunu biliyormusun"
"Hayir"
"Ohhh çok sükür"


KIMSE GELMEZ


Temel ölmüs, cehenneme gitmis, sille tokat karsilamislar.
- Poyle yaparsanuz sonra Hiç cimse çelmez, demis.


TRAS


Temel Fadime'ye
- Sabah tras olunca on yas gençleseyrum, daa.
Faidme Temel'e
- Ula Temel, öyleyse aksamlari da tras ol.


KASKET


Temel basindaki kasketi gösterip,
- Bu kasket penu on yas gençlestirdu, demis.
- Kaç yasindasun, diye sormus Cemal.
Temel,
- Kasketli mu, kasketsiz mu, diye yanitlamis.


GÜVENCE


Temel'in on ikinci oglunu askere çagirmislar, ondan önceki on bir tanesi askerde oldugu için Temel itiraz etmis,
- Söyleyin padisahiniza penum seyime güvenip saga sola savas açmasun.


KIBRIT


Temel yolda yürürken bir kutu kibrit bulmus. Bakmis içinde tam dört tane kibrit var. Ilk üç kibrit yanmamis. Dördüncüsü yanmis. Hah bu iyi deyip, kibriti saklamis.


NE GÖRÜYORSUN?


Karadenizli Temel ile Adanali Birol birlikte tatile çikarlar.
Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar. Geçen yil kavga ettikleri hippiler de orada olduklari icin biraz keyifleri kaçar ama pek umursamazlar.
Tatillerinin ikinci gününün aksami güzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkac saat sonra Birol uyanir ve Temel'i de dürtükleyip uyandirir. Temel uyku sersemidir;
- "Ne oldu? Ne istisun?"
- "Temelcigim. Yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle."
Temel gökyüzüne bakar ve cevap verir:
- "Ha punun içun mu uyandirdun benu?. Paktum iste. Milyonlarca yilduz görirum...Isil isil parliyan milyonlarca yilduz..."
Birol tekrar sorar:
- "Peki, bu sana neyi gösteriyor?"
Artik iyice uykusu kacan Temel biraz düsünür ve feylezofca cevap verir:
- "Teolojik olarak Tanrunun kudretinu ve kendu acizligimuzu corirum. Felsefi olarak, evrenun sonsuzlugunu ve onun karsisindaki onemsizligimuzu corirum. Astironomik olarak galaksilerun, yilduzlarun, gezegenlerun varligini corirum. Meteorolojik olarak pucün havanun cok guzel olacaginu corirum. Yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun köru ve saatin 3 oldugunu, penu lüzumsuz yere uyandirdugunu coruyorum... niye sordun punu pana? Ha sana neyi costerur?"
Birol cevaplar:
- "Ulan hiyar, cadirimizi calmislar..."


ISKOÇ TIYATROSU


Iki iskocyali kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek istemediginden her gun sifir cekiyorlarmis. Bakmislar olacak gibi degil, dusunmusler ne yapalim ne edelim diye. En sonunda birinin aklina bir fikir gelmis.Ertesi gun her tarafa ilanlar asiliyor.
"Cumartesi gunu tiyatromuza giris bedavadir."
Kasaba halki bedavayi bulmus kacirir mi. Cumartesi gununu. Tiyatro ful cekmis, bizimkiler mukemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkisliyor. Oyun bittikten sonra kasaba halki cikisa dogru yonelmis ama ne gorsunler ? Kapilar kilitli ve su yazi yaziyor :
"Cikis 10 sterlin"

FENERBAHCE ve TANRI


Hagi basarilar ile dolu bir yasamin ardindan gunahlari icin cehennemde cezasini cektikten sonra cennete gitmis.
Cennette Tanri Hagi'ye etrafi gezdirmis ve sonunda kucuk, sirin bahcesinde soluk renkte bir Galatasaray bayragi olan bir eve gelmisler
Tanri Hagi'ye; "Bu ev senin, degerini bil. Burada oyle herkese ev vermeyiz" demis
Hagi evin merdivenlerinden ikinci kata cikarken biraz ileride devasa bir bahcenin ortasinda, altinlarla suslenmis mermerli bir yolu olan, cok satafatli, koskoca bir saray gormus. Saraydaki balkonlarda ve bahcenin her yerinde de sari lacivert bayraklar ve Fenerbahçe armalari varmis.
Hagi Tanri'ya: "Ben de cok basarili bir sporcu idim. Galatasarayda kac sampiyonluk yasadim sakat sakat oynadim fedakarlik yaptim,hep basariliydim,milli takiminda vazgecilmeziydim, demis. Neden benim evim Rustu'nunku gibi degil?" demis.
Tanri da gulmus ve cevap vermis
"O ev Rustu'nun degil, Rustu hala yasiyor. O ev benim"



SURATSIZ


Roger agir sartlar altinda calisan bir iscidir. Bos zamanlarini hep bowling ve voleybol oynayarak gecirmektedir. Karisi bu duruma uzulur ve bir hafta sonu onu striptiz kulubune goturmeye karar verir. O aksam beraberce kulube giderler. Kapidaki bodyguard,
"Hey Roger! Seni gormek ne guzel!" der.
Karisi sasirir,
"Daha once buraya gelmismiydin Roger?"
Roger,
"Hayir hayir o adami bowlingten taniyorum..."
Iceri girerler ve bir masaya otururlar.
Garson gelir,
"Iyi aksamlar Roger! Herzamanki gibi Cin tonik degil mi?"
Karisi,
"Roger bana bak sen buraya daha once geldin degil mi?"
Hafif hafif ofkelenmeye baslayan karisini sakinlestirmek zordur.
Roger,
"Ne alakasi var! Voleyboldan tanirim onu bir iki tek icmisligimiz var ordan yani..."
Karisi pek tatmin olmamistir ama susar. Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir, stritipzci,
"Selam Roger! Yine ozel masa sovundan mi istersin?"
Roger boka batmistir... Karisi hisimla yerinden kalkar ve kulubu terk eder, Roger pesinden kosar, Kadin bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da yetisir, Karisi ofkeden patlayacak gibidir...
O sirada sofor arkaya doner ve soyle der,
"Bu geceki cok suratsizmis Roger!"



YANGIN


Adamin birinin evinde yangin çikmis. Komsulari yardima kosmayip olayi seyretmeye baslayinca is basa düsmüs..
Ilk önce oglunu yanginin içerisinden çikarip disarda beklemesini söylemis.. Dalmis tekrar duman ve atesin içerisine, kizini çikartmis disariya.. Sonra karisini, sonra köpegi ve kedisini.. Daha sonra disari hiçbir sey getirmeden 3 kere daha içeri girmis çikmis..
Onu seyreden komsularindan biri sormus
"Niçin yanan eve girip çikiyorsun disari hiç bir sey getirmiyorsun?" diye..
"Kayinvalidem içeride!" demis adam
"Arada bir girip çeviriyorum..!"


BOZUK


Temel Uzak Dogu'ya gider. 250 $ verip bakinca insanlari çiplak
gösteren gözlüklerden alir. Takar bakar çiplak, çikarir bakar giyinik.
Çok hosuna gider. Ikide bir takip, çikarir. Eve gözünde gözlük gider,
bakar Fadime'yle sütçü çiplak. Gözlügü çikarir bakar çiplak,
Takar bakar çiplak.
Müthis cani sikilir ve Fadime'ye der ki:
- Ula Fadime 250 $ verdim, hemen bozuldu..!!!!


HABIB BABA


Dogu Anadolu'dan, Habib Baba isimli bir sahis, 4.Murad devrinde, gemiyle Hacca gitmek için Istanbul'a gelmis.
Fakat ne yazik ki, Hacca giden gemiye yetisememis. "Bunda da vardir bir hayir" demis içinden...
Aylarca yol aldigindan toza topraga batmis, yaralar içinde kalmis, uyuz olmus.
Memleketine dönmeden önce güzelce bir yikanip temizlenmek amaciyla bir hamama gelmis.
Yikanmak istedigini söyledigi hamamcidan red cevabini alinca sebebini sormus.
- Büyük Sultan Murad Han'in vezirleri vardir hamamda. Kimseyi almamam için emir verdiler, diye cevaplamis hamamci.
Yikanmadan bu uyuz illetinden kurtulamayacagini bilen Habib Baba, adeta
yalvarmis hamamciya :
- Izin ver evladim, bir kösede yikanivereyim. Kimseler farketmez beni.
Hamamci, yasli adamin israrlarina dayanamamis, vezirlere görünmeden yikanmasi için siki siki tembihte bulunduktan sonra içeriye almis.
Biraz sonra, hamama, tebdil-i kiyafet, Sultan 4.Murad Han'da gelmis, yikanmak istedigini söylemis.
Hamamci ayni sekilde, taniyamadigi bu gence de durumu anlatmis, içeri alamayacagini söylemis.
Sultan'in israrlari hamamciyi bir kez daha yumusatmis, O'nu da siki siki tembihledikten sonra, Habib Baba'nin yanina göndermis.
Baslamislar beraberce yikanmaya. Birbirlerine su döküyor, sirayla sirtlarini keseliyorlarmis.
Bir ara 4.Murad ihtiyarin düsüncelerini ögrenmek amaciyla sormus:
- Sen de istemez miydin baba söyle vezir olmayi? Baksana koskoca hamami kapatmis, gönüllerince yikaniyorlar.
Biz ise su daracik alanda debelesip dururuz.
- A be evladim, demis Habib Baba. Böyle vezir olacaksinda ne olacak?
Su dünyada öyle bir Sultana vezir olacaksin ki, vezirlerinin bile karsisinda tir tir titredigi Sultana, senin uyuzlu sirtini keseletsin...



KADINLARA KARSI ZAFER


Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu:
- Sizde "Kadinlara Karsi Zafer Kazanan Erkek" romani var mi?
Tezgahtar eliyle az ötesini isaret etti:
- Var efendim, orada masal kitaplari bölümünde bulabilirsiniz.


HERKES GÜVERTEYE


Okyanusta büyük bir gemi hizla ilerliyorken, bir an gemi kaptani herkesi güverteye çagirmis. Herkes güverteye toplaninca:
- "Size bir kötü bir de iyi haberim var" demis. "Hangisi ile baslayayim?"
- "Iyi olanla" demis yolcular...
- "11 dalda oscar kazanacagiz..."


ÖNCE KAÇANLAR


Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarinda,
- "Sunlara son bir test yapalim da görelim akillari baslarina gelmis mi." demisler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa basina çagirmislar. Masanin üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canli hamamböcegi dökmüsler ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demisler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis, ötekisi araya girmis,
- "Önce kaçanlari yiyelim, öbürleri nasil olsa duruyor!"


KADIN KULAGI


Adamin biri kazada kulaklarini kaybetmis. Arastirmalari sonucu iyi bir plastik cerrah bulmus, ve girmis ameliyata.
Ameliyat sonrasi bandajlar açildiktan bir süre sonra: - "Aman Allahim Doktor! Bana kadin kulaklari takmissiniz!" diye bagirmaya baslamis.
- "Kulak kulaktir!" demis Doktor... "Kadini erkegi olmaz!"
- "Yaniliyorsunuz!" demis hasta... "Herseyi duyuyorum ama hiçbir sey anlamiyorum!"


MELEKLER UÇAR MI?


Anne kiz konusurlar. Küçük kiz annesine sorar:
- Anne melekler uçar mi?
- Uçar.
- Bütün melekler mi?
- Evet.
- Peki bizim hizmetçi kiz neden uçmuyor?
Annesi sasirir:
- Hizmetçi neden uçacakmis kizim?
- Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da.
Anne öfkeyle firlar:
- Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar.


HAPIS CEZASI


Kadin, gece yarisi yanindan kaybolan kocasini bulmak için kalkar. Evde yalnizlik içinde, asagidan bir ses duyar. Asagi iner ve tekrar dinlemeye baslar, ama kocasini bulamaz.
Biraz daha aramak için asagi depo'ya iner, orda kocasini dizleri üstüne çökmüs, duvara dönmüs agladigini görür... Ve merakla sorar:
- "Kocacigim, neyin var, ne oldu ?" Kocasi:
- "Hatirliyor musun, Baban bizi beraber yakaladiginda bir soru sormustu, ya evlenirsin yada 20 yil hapis çekersin."... Kadin sasirarak:
- "Eeee ne oldu?" Adam:
- "Bugün, hapisten çikmis olacaktimm"


INSAN PSIKOLOJISI


Adam barda gördügü güzel bayanla konusmanin yollarini ariyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kiza yaklasti ve,
- "Biraz konusabilir miyiz, acaba?" dedi. Kiz birden haykirdi:
- "Terbiyesiz! Ben senin bildigin kizlardan degilim!"
Adam utancindan yerin dibine girmisti. Herkes ona bakiyordu. Gitti ve masasina oturdu. Bir süre sonra kiz ona yaklasti. Gülümseyerek,
- "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji ögrencisiyim ve utandirici durumlarda insanlarin nasil davrandiklarini inceliyordum..." dedi...
Adam avaz avaz bagirarak cevap verdi:
- "Nee? Gecesi 200 dolar mi? Deli misin sen?"


SAVAS


Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savasmislar. Günlerce siperin arkasindan ates edip durmuslar, ama hiç ölen olmamis. Sonunda Ruslarin aklina bir kurnazlik gelmis:
- "Ünlü bir laz ismi bulalim hep birlikte bagiralim, onlar ayaga kalkar seslenirler, biz de öldürürüz." Olur mu Olur... Ne diyelim, ne diyelim derken TEMEL akillarina gelmis:
- "Tamam Temel diyecegiz... Bir, iki, üc: Temeeeeel!"
Karadeniz cephesinde Temeller ayaga kalkmis:
- "Ne vaaaaar!" Ruslar ayaga kalkan Temelleri öldürmüs. Ruslar:
- "Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim," demisler... "Bir, iki, üc: Dursuuuuun?" Dursunlar ayakta...
- "Ne vaaaar?" Ruslar, ayaga kalkan Dursunlari da öldürmüsler.
- "Güzel bu sefer IDRIS diyelim," demisler... Bir, iki, üç:
- "Idriiiiis!" Idrisler ayakta...
- "Ne vaaaaar?" Ayaga kalkan Idrisleri de öldürmüsler... Karadenizliler cephesinde:
- "Bu böyle olmaz hep azaliyoruz. Ayni oyunu biz de onlara oynayalim."
- "Tamam oynayalim. Ne diyelim?"
- "VLADEMIR diyelim."
- "Tamam. Bir, iki, üç:
- "Vlademiiiir!" çit yok...
- "Vlademiiiir!" çit yok...
Birazdan karsi cepheden:
- "Kim seslendiiii?" Karadenizliler hep birlikte ayakta:
- "Biiiz..."

MOTOR


Dünyanin en ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabasi bozulmus, arabasini tamire götürmüs. Tamirci arabasinin kaputunu açmis ve De Bakey'e dönerek:
- "Size birsey soracagim neredeyse ben ve siz ayni isleri yapiyoruz. Mesela ben simdi itina ile kaputu açacagim bir bakista problemin nerde oldugunu anlayacagim, kapakçiklari temizleyecegim, gerekirse kablolari, motor yagini degistirecegim, hatta çok gerekli ise motoru çikarip yerine yenisini takacagim!!. Söylesenize nasil oluyorda siz milyon dolarlar kazaniyorsunuz ama ben metelige kursun atiyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulagina egilmis ve söyle demis:
- "BUNLARIN HEPSINI MOTOR ÇALISIYORKEN YAPMAYI DENESENIZE!!!"


SUÇLU


Bir suçlu yurt çapinda araniyormus. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dagitilmis. Iki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlügü'nden bir fax gelmis:
- Suçlulardan ikisini yakaladik. Üçüncüsünün yakalanmasi an meselesi


BALE


Temel ilk kez baleye gitmis. Parmaklarinin uçlarinda dans eden kizlara bakmis, bakmis VE:
- "Taha uzun poylu kizlaru seçselerdu ya!" demis...


ÇILGIN ÇOCUK


Yasli bir amca parkta bir banka çökmüs etrafi seyrediyormus... derken yanina bir delikanli gelmis ki saçlari kirmizi, turuncu, mavi, sari renk boyali... Adam çocuga bakakalmis... Çocuk da küstah bir sesle:
- "Ne var moruk, sen hayatinda hiç çilginca bisey yapmadin mi!" demis... Adam gülümsemis:
- "Yaptim.. bir seferinde çok sarhostum ve bir papagani becermistim.. Simdi de acaba sen benim oglum musun diye merak ediyorum..."


ÇOK ÖZEL


Temel birgün keçinin boynuna tasma takmis gezdiriyormus. Arkadasi Dursun yolda onu görüp:
- Ula Temel Napiysin ?...
- Ula cörmiymisin Çöpegimi cezdurayrum Dursun kardesim...
- Ula Temel bunun boynuzlari var....
- Valla ben onin özel hayatina karismayrum...


IKI KERE IKI


Lazin oglu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmis. Babasi durumu görünce sormus:
- Ne oldu ?
- Matematik dersinden zayif aldim.
- Niye ?
- Ögretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim.
- E oglum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin bes eder. 6 nerden çikti?


BUZ TUTAN GÖL


Temel dünya turuna çikar ve yolu Canada'ya da düser. Kirk yilda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha degisik bir firsat çiktigini düsünerek buz tutmus bir gölde, buzu kirip balik tutmaya özenir ve ise koyulur. Tam buzu kiracakken, insanin içini titreten bir ses duyulur:
- Oglum burada balik yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kiracakken ses yine gürler,
- Burada balik yok dedim sana...
Temel'in eli ayagi titreyerek seslenir:
- Tanrim, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayir oglum, ben buz hokeyi stadinin spikeriyim.


BUZDOLABI


Temel bir gün kahvede otururken arkadaslarindan biri ona:
- "Ula temel senin hanim seni aldatiyo" demis.
Bunu duyan temel hemen eve kosmus, evi aramis taramis fakat kimseyi bulamayinca sevincinden oracikta ölmüs. Öbür alemde dolasirken bir anda arkadasi Dursun'u karsisinda görmüs ve saskinlikla:
- Ula dursun ben seni daha dün gördüydüm nasil olduda ölüp buraya geldin.
- Valla temel hiç sorma donarak öldüm, peki sen nasi öldünde buraya geldin.
- Dün kahvedeydim biri geldi bana senin hanim seni aldatiyo dedi bende hemen eve gittim aradim taradim ama kimseyi bulamayinca orada yigildim kaldim.
- Ula buzdolabina baksaydin ikimizde simdi sag olacaktik.


SERT KOVBOY


Üç kovboy Teksas'ta bir barda masaya oturmus, kafayi çekiyorlar... Bir sarhos girmis içeri. Parmagi ile ortadakini isaret etmis: - "Senin anan," demis "Teksas'in en çilgin seks manyagidir" demis..
Masanin etrafi bir anda bosalmis.. Ama ortadaki adam duymazdan gelmis, içkisine devam etmis. Sarhos çikmis gitmis.. 10 dakika sonra geri gelmis. Gene ayni masanin basinda dikilmis..
- "Senin o fahise anani az önce becerdim, harikaydi" demis. Etraf masalar gene bir anda bosalmis.. Bizimki gene kilini kipirdatmadan içmeye devam etmis. Sarhos çikmis gitmis.. 10 dakika sonra gene gelmis..
- "Senin anan var ya, senin anan" diye baslarken, kovboy nihayet lafini kesmis:
- "Evine git de yat.. Gene zurna gibi içmissin, baba!.."

SHAKESPEARE


Temel kütüphaneye gider. Shakespeare'nin bir kitabini ödünç almak ister. Memur sorar,
- Hangisini?
Bir süre sessizlikten sonra,
- Vilyum.



MECNUN


Temel Fadime'yle tiyatro gisesine gitmis:
- Pize içi pilet lütfen.
- Leyla ile Mecnun için mi?
- Hayir Fadime'yle penum için.



ÇOK ZEHIRLI


Iki laz yilan olan Temel'le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e donup: "Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu?" diye sormus. Idris sasirmis "Ula ne oldu gene" demis. Temel de:
"Ula biraz once dilimi isirdim da," demis...


REÇETE


Lazin eczanesine eli silahli, yüzü kadin çorapli iki soyguncu girmis ve ellerindeki silahi Laza dogrultup:
- Çabuk kasadaki herseyi ver !
- Özür dilerim, reçetesiz hiçbirsey vermiyoruz.


TÖREN


Adamin biri yine Karadeniz'i gezerken bakmis bir tepenin üzerinde Lazlar dansediyor ve ara sira aralarindan birini tepeden asagi atiyorlar. Adam korka korka Lazlarin yanina yaklasip sorar :
- Pardon ama ne yapiyorsunuz ?
- Körmüsün daa, Temel atma töreni yapiyoruz.


ISTANBUL'DAYIM


Laz alacaklilardan kaçmak için kapisinin üzerine "Istanbul'dayim" yazmis ve her kapi çaldiginda tavan arasina kaçiyormus. Yine kapi çaldiktan sonra bu kez büyük bir gürültü ile kapi kirilmis ve eve giren birkaç kisi lazin esyalarini disari tasimaya baslamislar. Bu durumu tavan arasindan seyreden laz:
- Ulan simdi Istanbul'da olmasam size gösterirdim.

PIYANIST


Piyanist büyük konser için Viyana'dadir. Çok güzel bir konser sonrasi soyunma odasina giderken yolda bir adam çiçeklerle yanina gelir ve :
- Bravo hemserim Karadeniz seninle gurur duyuyor.
Piyanist bunun üzerine çok sasirir ve sorar :
- Sen nereden bildim benim Karadenizli oldugumu ?
- Valla genelde piyanonun basina oturan piyanist, taburesini piyanoya dogru çeker. Sen piyanoyu kendine dogru çekince anladim.


ÇIM BIÇME MAKINESI


Supermarkete bir eleman aranmaktadir. Elemanin süper tezgahtarlik bilgisine sahip olmasi on kosuldan biridir. Bunun için her gelen adaya bir de uygulama yaptirilarak performansina bakilmaktadir. Bir gün içeri bir aday daha girer ve ise talip oldugunu söyler. Bunun üzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sinamak için,
- "Evlat simdi beni iyi izle" der. Ilk gelen müsteri "Bir paket çim tohumu istiyorum" der. Bunun üzerine tezgahtar yesil, sari, uzun, kisa, çabukbüyüyen, kalin, ince bir sürü çesit çim tohumunu ballandira ballandir anlatir ve adam sonunda "Bana yesil ve ince olanindan bir paket lütfen" der ve tam parayi ödeyip çikacak bizim kurt tezgahtar,
- "Beyefendi bir dakika. Size bir de çim biçme makinesi verelim" diyerek söze girer ve onlarca çesit çim biçme makinesini avantajlarini, ödeme kolayliklarini, bir daha böyle bir firsat bulamayacagini adama gene ballandira ballandira anlatir ve sonunda adam çim biçme makinesini de alarak magazadan ayrilir. Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni görelim" der ve evlat tezgaha geçer.
Yeni gelen bay müsteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman bayagi atesli bir sekilde orkid çesitlerini, renklerini, kalinliklarini vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hiçte asagi kalmayacak biçimde anlatir. Müsteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir düzine kadar alir. Parayi ödeyip çikacakken bizim aday,
- "Beyefendi size bir de çim biçme makinesi satalim" der. Adam,
- "Hoppalaaa, niye ki?" diye sorunca bizimki,
- "Beyefendi hafta sonu bi is yapamiyacaksiniz, bari çimleri biçin !"


MÜESSESE


Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadin girmis. Tartinin üzerine çikip parayi atmis. Begenmemis, manto ve ceketini çikarmis ve para atip tekrar tartilmis. Yine sikilmis, etegini çikarinca temel atilmis, parayi atmis,
- Tevam edin puntan sonrasi müesseseden.


INEK ÇIFTLIGI


Laz bir inek çiftligi satin alir ve inekleriyle birlikte bir fotograf çektirerek ailesine yollar. Aile heyecanla zarfi açarlar ve fotografi görürler. Fotografin altinda ise su yazmaktadir :
- Okla isaretli olan benim.


IS ILANI


Laz gazetedeki is ilani üzerine gelmis ve sirasi gelince görüsmeye girmis. Is ilaninda üniversite mezunu, iyi fransizca konusan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandigi yaziyormus.
- Hosgeldiniz, hemen baslayalim. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu degilim.
- Öyle mi? O zaman yabanci dilinize güveniyor olmalisiniz.
- Yabanci dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canim kardesim ?
- Bu iste bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.


BIR TANE DAHA


Laz sahilde yürürken bir sise bulur. Merak edip mantarini çikarinca birden içinden bir cin çikar ve :
- Beni kurtardin. Üç dilek hakkin var.
- Cebimde param hiç bitmesin.
Cin parmagini siklatir. Laz elini cebine atar, para doludur. Bütün parayi çikarip tekrar sokar, yine para doludur. Laz ikinci istegini düsünür :
- Bir sise rakim olsun ama hiç bitmesin
Cin parmagini siklatir ve Laz'in önünde bir sise raki belirir. Laz siseyi açar ve yere döker ama siseyi dogrultur dogrultmaz yine dolmustur. Bir daha döker ve sise yine dolar. Bunun üzerine:
- Bu siseyi çok sevdim. Bir tane daha istiyorum.


KEDI


Adam is için kasabaya giderken bakmis derenin kenarinda Laz komsusu bir kedi yikiyor. Adam Laza :
- Bak o kediyi yikiyorsun ama sonra hayvani öldürürsün.
- Birsey olmaz merak etme.
Adam bunun üzerine kasabaya devam etmis. Birkaç saat sonra dönüs yolunda bakmis ki Laz komsusu topraga birseyler gömüyor. Adam dayanamamis ve :
- Demistim ben. Yikaya yikaya öldürdün hayvancagizi degil mi ?
- Hayir hayir yikarken degil, sikarken öldü.


TELAFFUZ


Belediyeye soför alinacakmis, hiç karadenizli almamislar. Sebebi sorulunca: Bizim otobüsler kalabalik olur , "sikisin" diye bagirmak gerekir. Dogru
söyleyebilen bir karadenizli bulamadik.


SIGARA


Laz her balik dönüsünde paçalari islak vaziyette kayiktan iniyormus. Bir gün arkadaslari sormus paçalarini, o da:
- Valla oltayi atip baligi beklerken sikiliyorum ve bir sigara yakiyorum. Sigaram bitince de sigarayi denize atiyorum, ondan sonrada ayagimla söndürüyorum.


KAYIK


Baliga çikacak olan Lazlar konusuyorlarmis :
- Dün balik avladigimiz yeri isaretledin mi?
- Evet kayiga isaret koydum
- Aptal! Ya bugün baska kayikla baliga çikarsak?!

ÇIBAN


Varlikli capkinin erkeklik organinda bir ciban cikar.
Turkiyede hangi doktora gitse aldigi cevap,
"Kokunden kesilmesi lazim. Yoksa olursunuz!" olur.
Arkadaslari Fransayi onerirler. Gider, basvurmadigi doktor kalmaz. Cevap aynidir. Amerika' ya gider. Cevap degismez. Cok kizar.
Bir zenci doktor, adama acir,
"Kimseye soyleme, Afrikada bizim kabilenin buyucusu dedemdir,sana yardimci olabilir" der adresi tarif eder.
Adamcagiz, Afrika' ya gider. Kabileyi ve Buyucu dedeyi bin bir guclukle bulur.
Utanarak buyucu dedeye,
"Butun doktorlar kokunden hemen kesilmesi lazim.Yoksa yakinda olursun dediler" diye uzuntu icinde derdini anlatir.
Buyucu dede muayene eder ve kendinden emin bir sekilde guler,
"Korkma! Tam zamaninda beni buldun!"
Hemen bitkilerden ve yabani hayvan diskilarindan bir merhem yapar. Guzelce surer, sarar.
"Her aksam bana gel, 7 aksam merhem surmemiz lazim" der.
Adam sevincle ayrilir. Her aksam gelir, merhem surulur, 7.gun aksam yine merhem surulur. Tedavinin iyi gittiginden emin ve mutlu bir sekilde, cok az konusan buyucuye sorar,
"Nasil kesilmesinden kurtuluyor muyum?"
Buyucu agir agir basini sallar. Cubugundan emin bir eda ile duman ceker. Dumani magrur bir eda ile uflerken,
"Yok artik kesmek. Yarin gece Ay dogarken kendiliginden dusecek."


YAKA


Hemsire, doktora hastayi gösterdi:
- Kalbini dinlemek için ne zaman egilsem, kalpatislari hizlaniyor. Ne yapsak?
- Önlügünün yakasini iliklesen...


EVDE INEK BEKLEMIYOR


Bir gün aslan ile boga bara gitmisler bir iki tek attiktan sonra aslan müsade istemis. Boga bununla dalga geçmis :
- Koskoca aslansin. Ormanlar kralisin..
Saat daha sekiz. Hiç yakisir mi sana kilibiklik...
Aslan kükremis :
- Eee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek degil...



TOKAT


Bir Yüzbasi ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Ayni kompartmanda çok alimli bir kiz ile annesi de var. Baska kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanimasa da yolculuk sirasinda tanisiriz diye çok yakin oturmuslar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalik karariyor. Bir öpücük sesi ve ardindan -sirraaak- çok siddetli bir samar sesi duyuluyor. Tren tünelden çikiyor. Herkes saskin ne oldu diye birbirine bakiyor.
Genç kiz düsünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, iste böyle samari yerler..)
Kizin annesi düsünüyor; (Helal benim kiza, öpüldü ama, hemen samari yapistirdi..)
Yuzbasi düsünüyor; (Ulan asker kizi öptü, samari ben yedim...)
Asker gülümsüyor; (Intikamimi aldim daa. Havaya bir öpücük yüzbasiya bir samar!!)


KIMI YIYELIM


Yamyam baba-ogul balta girmemis ormanda dolasirken
nehirde yikanan genç ve çok güzel bir kadin görürler.
Ogul sorar:
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an düsündükten sonra:
-Hayir, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! der.


ESKI GAZETELER


Bashekim, akil hastanesinin bahçesinde dolasiyordu, bir ara bakti, bir kalabalik gözüne çarpmisti.Hemen oraya segirtti.Deliler bir halka olusturmus, ortada dönüp konusan birini dinliyorlardi :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldirildi...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaslarimizin sayisi seksen bine ulasti...Federasyon kupasini Besiktas kazandi...
Bashekim bu isten hoslanmis :
-Ne yapiyorlar bunlar böyle? diye sormus.
-Efendim, demisler.Ortadaki deli kendinin gazete oldugunu saniyor, haberleri bildiriyor.
Bashekim daha da hoslanmis.Dolasmasini sürdürmüs.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle simsiki birbirlerine baglanip bir köseye atilmamis mi!
-Onlar mi, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...


MEZARCI


Diktatör bir aksam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklasir.Hafif içkili bir sarhosun yanina çöker.Oradan buradan konusurlarken sorar :
-Böyle hergün içmek için ne kadar kazaniyorsun?
Sarhos :
-Günde 2 bin lira.
-Peki kemerleri biraz sikalim diye ücretleri azaltip, kosullari agirlastirsak, ne kadar kazanirsin?
Sarhos :
- 4 bin lira.
-Peki biraz daha sikarsak kemerleri?
-O zaman 5 bin liraya para demem.
Diktatör kizar :
-Bu ne biçim is.Köküne kadar sikarsak?
-O zaman muhakkak 10 bin lira kazanirim.
Diktatör sasirmistir.Adamin ne is yaptigini çok merak etmistir.Sorar :
-Seytan misin, nesin.Ne is yapiyorsun?
-Mezarciyim!


IYI KEKEME


Kekemenin biri bir gun Besiktas'ta kekeme okulunu ararken okulun yerini bulamamis, en yakinindaki bir bakkala girip:
- Kakakakarrdesssss, bubububurraaalarrrrdaddadadadbi kekekemememe okukukukuluuu varmis, nenenenerededede bibibiliyomusususun ?
diye sormus. Bakkalda:
- Okulun yerini bilmiyorum ama agbiy, senin okula hic ihtiyacin yok bence gayet iyi kekeliyorsun...


MANTAR ZEHIRI


"Heey dostum iyi haberlerini aldim, evlenmissin!!"
"Evet bu 4. oldu"
"Onceki ücüne ne oldu peki?"
"Ücü de öldü.."
"Yapma ya.. cok uzuldum.. nasil oldu peki?"
"Ilk karim yedigi mantarlardan zehirlenerek öldü"
"Bu korkunc bisey.. peki ya ikincisi?"
"O da mantar zehirlenmesinden öldü"
"Tanrim ne kaderin varmis senin... ya ücüncüsü? Yoksa o da mi..."
"Hayir hayir.. o boynu kirilarak öldü"
"Anliyorum.. kazaydi yani.."
"Hayir... mantarlari yemedi.... "

NEDEN


Genc deve annesine sormus , anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?
Anne cevap vermis , çölde kuma batmamak için..
Genç deve tekrar sormus , peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermis , çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye.
Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus, bizim niye hörgüçlerimiz var.
Anne deve sabirla yanitlamis , çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolariz.
Sonunda dayanamayan genç deve sormus , Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne bok yiyoruz???



BULMACA


Temel uçaga binerken merdivende bir bakmis önünde Sharon Stone haltetmis bir dilber..
Muhtesem de bir mini..
Temel içini çekerken bir bakmis, yeri dilberin tam yani..
Oturmuslar.. Uçak havalanmis. Dilber çantasina uzanmis.
Içinden bir bulmaca dergisi, bir kursun kalem çikarmis.
Baslamis çapraz bulmacayi çözmeye..
Temel heveslenmis..
"Simdi bir yerde takilir, bana sorar, böylece muhabbete baslariz" diye..
Bes dakika geçmeden dilber Temel'e dönmüs, gerçekten..
Kisik, seksi bir sesle sormus: "Bes harfli bir kelime. Sonu arak..
Basina bir harf koyarsaniz kadinlarin en sevdigi alet olurmus, biliyor musunuz?" diye..
"Aman Tanrim" demis Temel, Amerikan filmlerindeki gibi..
"Aman Tanrim.. Bu güzel kadina o kelimeyi nasil söylerim ben..
Mutlak bir baska kelime olmali.." Baslamis düsünmeye..
Bes dakika sonra jöton "Dank" diye düsmüs.. Kadina dönmüs:
"Tarak olabilir mi, hanimefendi?..
Tarak!.." "Harikasiniz" demis dilber..
"Silginiz var mi acaba?


MIGROS


Temel tarikata girmek icin muracaat etmis, tarikat seyhi
"Bize katilmak icin sinavlardan gecmen gerek.
Ilk sinavin.. Kadinlara uc hafta yaklasma..
Dayanabilirsen, uc hafta sonra gel goruselim!" demis...
Temel uc hafta sonra gelmis seyhin onune.. Suklum, puklum..
"Ilk hafta kolay gecti" demis,
"Ikinci hafta biraz zorlandim, son hafta Fadime ile Migros'a gittik...
Fadime ust raftaki konservelere uzaninca icim gitti..
Konserve yere dusup Fadime yere egilince de kendimi tutamadim.."
"Yoo" demis seyh "Bu durumda seni tarikata katiyyen alamam.."
"Yahu! Ne Tarikati. Ben ondan coktan vazgectim" demis
Temel "Beni Migros'a almiyorlar artik!.. Derdim o!.."


GÜVENSIZLIK


Büyük bir kasa soygunundan sonra çalinti otomobille yol alan üç soyguncu, kent disinda otomobilden inip tarlalar arasinda geldikleri yöne dogru hizla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüsünden sonra issiz bir yer bulup oturdular. Içlerinden biri:
- Haydi sayalim artik, dedi. Kaç milyon kaldirdigimizi merak ediyorum.
Ikincisi elini söyle bir salladi:
- Yorgunluktan öldük yahu! Simdi o kadar parayi saymakla ne diye ugrasalim. Yarin gazetelerde okur, biz de ögreniriz kaç milyon kaldirdigimizi.
Üçüncüsü öfkeyle yerinden firladi:
- Deli misin be! Yarin her gazete ayri bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!


SOGAN


Temel eczacilik fakultesini bitirmis.fakat eczane acacak parasi yok, Girmis bir eczaneye:
- Beyefendi sizde sogan var mi? Adam Temel'i basindan savmis. Temel bu durur mu? Hergun yeni sacma sorularla geliyormus.Birgun eczaci Temel'e:
-Kardesim senin derdin ne?
-Burayi bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkac gun sonra Eczaneyi satan adam iceri girmis,Temel'e:
-Siz de sogan varmi? demis... Temel adama:
- Bizde sogan var ama senin receten var mi? demis...


MANTIK


Temel birgün yolda giderken arkadasin prof. idrise rastlar idrisin kolunun
altinda kalin kalin bi sürü kitap temel idrise sorar
-ula idris o kitaplar ne kitabudur?
-MANTIK KITABUDUR.
-mantik ne demek
-valla temel sana nasil anlatayim. senin evde akvaryum var mi?
-var.
-o zaman sen baliklari seversin
-çok severim.
-baliklari çok sevdigine göre balik tutmayi ve yemeyi de seversin.
-bayulurum özellikle hamsiye
-balik sevdigine göre balikta bol miktarda fosfor azot vs bulunur bunlarda bir erkek olarak seni çok kuvvetlendirir dolayisiyla sen tam bir erkeksin iste mantik ilmi bunu açiklar.
bu cevap temelin çok hosuna gider hemen kitapçiya kosar bir sürü mantik kitabi alir ve okumaya baslar tabi okudugundan pek bisey anlamaz ama yine devam eder bir gün kolunun altinda bisürü kitapla dursun temeli görür.
-ula temel o kitaplar nedir.
temel kasilarak cevap verir
-mantik kitabudur
-ula temel mantik ta ne oliyi
-valla sana nasil anlatayim ula dursun senin evde akvaryum varmi?
-yook.
temel saskinlikla dursuna bakmis, ve
-ula dursun yoksa sen i.nemisin?


KIM VERECEK?


Paris'in ünlü müzikholüne gitti, müdürün karsisina çikti:
- Efendim ben, masaj uzmaniyim. Bu alanda benim gibi bir uzman daha bulamazsiniz.
- Memnun oldum. Bize niye geldiniz?
- Ayda onikibin frank karsiliginda, müzikholünüzde çalisan bayan sanatçilara masaj yapmayi öneriyorum.
Müdür gülümsedi:
- Onikibin franki pesin verirseniz, hemen baslayabilirsiniz!


KARA BULUTLAR


Ögretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutlarin yeryüzündeki sularin buharlasmasindan olustugunu uzun uzun anlattiktan sonra ön siralarda oturan ögrencilerden birine su soruyu sordu :
-Söyle bakalim oglum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düsündü , yutkundu, birsey diyemedi.Onun yaninda oturan küçük kiz çocugu parmak kaldirarak su cevabi verdi :
-Kirli sulardan olur ögretmenim!..


GÜZELLIK


Meliha, komsusu Zülbiye'ye:
- Sabah sana ugradim, dedi. Evde yoktun.
- Güzellik salonundaydim Melihacim.
Meliha, Zülbiye'nin yüzünü dikkatle inceledikten sonra dudak büktü:
- Demek bu kadar bekledim, hala sira gelmedi.

TED AMCA


Amerikada bir ilkokulda ögretmen çocuklara evde ders alinabilecek bir hikaye yaratmalarini, ertesi gün sinifta okuyacaklarini söylemis.
Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya baslamis. ilk sirada küçük Suzi varmis. Baslamis anlatmaya:
- Bizim çiftligimiz var. Bir gün babamla yumurtalari topladik, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtalarin hepsi kirildi.
- Güzeel. Peki bu hikayeden alinacak ders nedir?
- Bütün yumurtalari ayni sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sira sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis:
- Bizim de bir çiftligimiz var. Babam yumurtalardan civciv çikmasi için onlari kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacagini saniyordu, ama sadece 8'inden civciv çikti.
- Eveeet. Peki burdan alinacak ders nedir?
- Yumurtadan çikmamis tavuklari sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sira sende
Küçük Billy tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis:
- Amcam Ted Vietnam Savasina katilmisti. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmus. Ted Amcam helikopter düsmeden elinde bir makinali tüfek, bir kasatura ve bir sise bira ile atlamayi basarmis. Parasütüyle yere inerken yolda birayi içip bitirmis. Inince mermisi bitene kadar makinali tüfegiyle 70 kisiyi haklamis. Sonra kasatura kirilana dek onunla 20 kisiyi halletmis. Sonra da son 10 kisiyi de silahsiz bitirmis.
- Böyle korkunç bir hikayeden alinacak ne ders olabilir?
- Içerken Ted Amcama bulasmayin...



TETANOS


Seksenlik koca, evden çikmak üzere paltosunu giyerken onu gören yasli karisi seslenir:
- Bu saatte nereye gidiyorsun?
- Doktora gidiyorum
- Ne oldu? yine neren agriyor?
Yasli adam siritir:
- Yok hanim yok, doktora söylicem bana bi VIAGRA yazsin
Bunu duyan kadin ayaga kalkar ve o da sokaga çikmak için hazirlanmaya baslar. Ihtiyar sasirir:
- Eee hanim, sen nereye?
- Doktora gidiyorum der ve adamin saskin bakislari altinda devam eder:
- Eger o eski, pasli seyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos ignesi yaptirayim bari..!



MUTLULUK


Büyük bir kedi, kuyruguyla oynayan küçük bir kediye sormus: "Neden kuyrugunu kovaliyorsun?" Yavru kedi yanit vermis:
"Bir kedi için en güzel seyin mutluluk, mutlulugun da kuyrugum oldugunu ögrendim. Bu nedenle onu kovaliyorum, yakaladigimda mutluluga kavusacagim."
Bunun üzerine yasli kedi söyle demis: "Gencken ben de mutlulugun kuyrugum olduguna karar vermistim. Ama sunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklasiyor, ne zaman kendi isime baksam hep pesimden geliyor."


INTIKAM


Bir Yüzbasi ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Ayni kompartmanda çok alimli bir kiz ile annesi de var. Baska kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanimasa da yolculuk sirasinda tanisiriz diye çok yakin oturmuslar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalik karariyor. Bir öpücük sesi ve ardindan -sirraaak- diye çok siddetli bir toktat sesi duyuluyor.
Tren tünelden çikiyor. Ortalik aydinlaninca herkes saskin saskin ne oldu diye birbirine bakiyor.
Genç kiz düsünüyor; (Salaklar benim yerime annemi öperlerse, iste böyle annemden samari yerler..)
Kizin annesi düsünüyor; (Aferin benim kizima, askerlerden biri kizimi öptü ama, tokatida hemen yedi..)
Yuzbasi düsünüyor; (Ulan bizdeki sansa bak, bizim asker kizi öptü, tokadi ben yedim..)
Ve Asker kis kis gülüyor; (Komutanim'dan intikamimi nasilda aldim Havaya bir öpücük yüzbasiya bir tokat!!)


YARDIM


Temel bir gün dagda giderken ayagi kayar ve uçuruma düser. Baslar bagirmaya:
-"Kimse yok miduur? Kimse yokmiduur?"
Böyle bagirirken gece olur. Tanri bakar kulu çok aci bagiriyor, kendi kendine:
-"Su kulum düzelirim desin kurtaracagimm yahu."
Neyse gökten bir ses, Temel'e:
-"Ben tanriyim, sen kulum! Ömrün boyunca içki içtin, kumar oynadin, zamparalik yaptin, bunlari birakacagina bana yemin et seni kurtaracagim" der
Temel düsünür ve baslar:
-"Baska biri yok miduur? Baska biri yokmiduur?"


GEÇEN SENE


Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?"
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum".
Görevli kiz saskinlikla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil".
Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistiniz da!


REFERANS BOL


Arkadaslari isadamini evlendirmek istiyorlar. Sonunda uygun bir hanim bulunuyor ve isadamina haber veriliyor.
"Ben isadamiyim", diyor adam, "Numune görmeden böyle bir ise karar veremem."
Genc kadina durumu iletiyorlar:
"Ben de is kadiniyim", diyor hos hanim, "Numune veremem ama istedigi kadar referans gösterebilirim "

TEMEL VAMPIR


Bir Ingiliz vampir, bir Fransiz vampir, bir de Temel vampir
Uçakta gidiyorlarmis. Bir sure sonra Ingiliz vampir aralarindan ayrilmis, asagilara dalmis. Bir sure sonra geri gelmis ki, agzi yüzü kan içinde.
Sormuslar: - Ne oldu, nereye gittin?
Ingiliz vampir : - su asagidaki beyaz evi gördünüz mü?
Cevap:- Gördük.
Ingiliz Vampir : - Onun yanindaki duvari gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Ingiliz vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocugu gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Ingiliz vampir : - Iste ben o çocugun kanini içtim, geldim.

Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransiz vampir de ayni sekilde ayrilip asagilara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir.
Yine sorarlar: - Nereye gittin?
Fransiz Vampir: - Su asagidaki agaci gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Fransiz Vampir: - Onun yanindaki küçük kutuyu gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmis yatan adami gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Fransiz Vampir : - Iste ben o adamin kanini içtim geldim.

Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni sekilde ayrilir ve o da agzi yüzü kan içinde geri gelir.
Ona da sorarlar: - Nereye gittin?
Temel Vampir: - Su asagidaki evi gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Temel Vampir: - Peki onun yanindaki diregi gördünüz mü?
Cevap: - Gördük.
Temel Vampir: - Iste ben o diregi görmedim.........


HAVAALANI


Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der.
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum."
Görevli kiz saskinlikla ; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil".
Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistinizda!"


KAHVALTI!


Fransiz delikanli, Paris'in bulvar kahvesinde oturmus, tipik kahvaltisini yapiyormus. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyag, reçel. Yan masaya agzinda cikleti ile tipik bir Amerikali turist oturmus. Sohbet baslamis...
Amerikali: o ekmegin hepsini yiyecek misin?
Fransiz: Tabii..
Amerikali: Biz yemeyiz. Içinden biraz alir yeriz. Kalan bir fiçida toplanir. Fabrikaya gider. Kruvasan yapilir. Fransa'ya satilir, demis. Fransiz cevap vermemis.
Amerikali: Reçel de yer misiniz?
Fransiz (öfkeli): Tabii..
Amerikali: Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarini, çekirdeklerini, çürümüslerini bir fiçida toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransizlar'a satariz.
Fransiz: Peki siz kullandiginiz prezervatifleri sevistikten sonra ne yaparsiniz?
Amerikali: Atariz tabi...
Fransiz: Biz atmayiz. Bir fiçida içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, ciklet yapar, Amerikaya satariz, demis....


ACEMI AVCI


Avcilar aralarina yeni katilan acemi avciyi sinamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuslari ile ilgili kitabi çikartip bir sayfa açarlar.Bu sayfada bulunan kusun gövdesini kapatip bacaklarini acemi avciya gösterirler, cevap alamayinca diger resme geçerler...Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alayli biçimde
-"Senin iyi bir avci olman için daha çok çalisman lazim" deyince,acemi olan avci mahçup ve üzgün olarak aralarindan ayrilirken, diger arkadaslardan biri
-"Arkadasim senin adin neydi?" deyince acemi avci pantolonunu indirip bacaklarini gösterir..