PANİKATAK
Gittikçe insanlar birbirlerinin iç dünyalarına daha az ilgi göstermeye başladılar. İnsanlar arasındaki güven kaybı ise insanların iç dünyalarını başkaları ile paylaşma davranışını azaltmaktadır. Günümüzün insanı bir çok durum, kaygı, korku ve olumsuzluk karşısında kendini daha yalnız hissetmekte ve güven duygusu zarar görmektedir. Şehirleşme ve sanayileşme değerlerin hızla değişmesi ve bu hızla değişen değerlere uyum sağlama zorluğu yada zorunluluğu duygusu insanlardaki kaygıları arttırmaktadır.
İnsanların yaşadıklarını hissettiklerini paylaşmama alışkanlığı gittikçe kendisi ile ilgili bilinmeyenleri çoğaltmaktadır. Kişi bir çok korku,kaygı, coşku ve değişik duygularını bastırmayı alışkanlık haline getirince zamanla kendiside bir çok duygusunun farkına varamamaktadır. Aniden ortaya çıkan korku ,endişe ve panik durumu kişinin iç dünyası ile ilgili alarm vermektedir. İhmal edilen iç dünya ile ilgilenme, ihmalkarlığı telafi etme zamanıdır. Zamanında yapılmayanın getirdiği durum.
Panik atakta kişi aniden yoğun bir korku, uyarılmışlık, huzursuzluk ve endişe duyar. Bu 10 dakika içinde gittikçe yoğunlaşır ve kişi de çarpıntı hissi, terleme, titreme, nefes alamayacakmış gibi hissetme, kalp krizi geçirecekmiş, felç olacakmış , ölecekmiş gibi bir korku yaşatır.Vücutta karıncalanma, ateş basması, ürperme, ağız kuruluğu, delirecekmiş gibi, kontrolü kaybedecekmiş gibi, etrafa zarar verecekmiş gibi değişik belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durum bazen 10 –15 dakika sürerken bazı kişilerde çok uzun sürebilir ve belli bir süre sonra bunun etkisi hafifleyerek ortadan kalkar. Panik atak sonrası genellikle kişiler kendilerini halsiz ve bitkin hissederler. Aniden ortaya çıkan bu duruma anlam veremedikleri için tedirgin olurlar ve bunun tekrar ortaya çıkacağı beklentisi içine girerler. Bu beklenti gittikçe yoğunlaşır ve kişilerin zihninde önemli bir yer tutar.
Bazen bu duruma agorofobi eşlik edebilir. Agorofobi açık alan korkusu ve kişilerin tek başına kalabalık yerlere gidememesi, böyle ortamlarda tedirginlik duyması ve kontrolünü kaybedeceği zor duruma düşeceği korkusudur. Panik atak agorofobi ile birlikte kişide ortaya çıkabileceği gibi sadece panik ataklar şeklinde de ortaya çıkabilir.
Panik ataklara bir süre sonra depresyon eşlik edebilir ve böylece kişinin yaşamını gittikçe sınırlandırır. Kişi sosyal ortamlardan kaçar ve kendi içine kapanarak izole olmaya başlar. Panik atakların % 40 ile %60 ında depresyon gelişme olasılığı vardır.
Panik atak toplumun %1,5 ile %3 ünde görülmekte ve kadınlarda ortaya çıkma olasılığı erkeklere göre hayli yüksektir. Genellikle 20-li , 30-lu yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
Genellikle duygularını ifade edemeyen bastıran, kızgınlıklarını ifade edemeyen baskı altında tutan kişiler, kendini ortaya koyma konusunda zorluk yaşayanlar ve baskı altında olduklarını hissedenlerde görülme olasılığı daha yüksektir. Mükemmeliyetçi kişilerde ve yenilgiyi kabullenmeyen insanlarda sıkıntılı, telaşlı ve aceleci bir yapıya sahip olanlarda aşırı hırslı kişilerde alkol ve madde bağımlılığına yatkın olanlarda ve kullananlarda görülme olasılığı yüksektir.
Panik ataklı kişilere de dikkat kendi bedenleri üzerinde yoğunlaşır. Zamanla kişiler yaşamlarında değişiklikler yaparlar ve önlemler alırlar. Fakat bunlar tedavi olmaya yönelik önlemler olmuyor. Sürekli tansiyon ölçtürme, nabzını dinleme, uzak yerlere gidememe, boğazını sıkan bir şey giyememe, uyuyamama (ölürüm korkusuyla), araba kullanamama ve değişik bir takım davranışlar sergilerler.
Kişilerde panik nöbetler dışında dışında çoğunlukla davranışlarında bir bozukluk görülmez. Bir çok insan hayatında birkaç kez panik atak geçirmiş olabilir. Bu durum belli aralıklarla tekrarlıyor ve bahsettiğimiz belirtileri taşıyorsa panik atak teşhisi konulabilir.
Panik atak kesin olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır fakat çoğunlukla kişiler başka hastalık endişeleri ile dahiliye kliniklerine ve diğer kliniklere başvurmaktadırlar. Psikoterapi bu rahatsızlığın tedavi edilmesinde önemli bir etkendir. Kişinin içsel baskılarıyla yüzleşmesi, korkularını tanıması ve stresle baş edebilme yöntemlerini geliştirmesi, belli nefes egzersizleri, güven kaybının telafisi , aksayan sosyal yaşamın düzene sokulması sağlanarak rahatsızlıktan kurtulması sağlanır. İlaç tedavisi ise psikoterapiye destek olarak genellikle verilmektedir. Hasta yakınlarının da bu durumu önemsemesi ve bu durumun kişinin kontrolü dışında gelişen bir olay olduğunun bilincinde olması gereklidir. Fiziksel bir kaynağı olmayan panik atak hasta yakınlarının doğru desteği ve psikolojik tedavi ile ortadan kaldırılabilmektedir. Kişinin zamanında tedavi olmayışı ise gittikçe kişinin hayatına yeni sorunların ve beraberinde başka rahatsızlıkların gelişmesini sağlamaktadır.
Ali Rıza Erdoğan / Toplumsal Barış Dergisi