Bookmark and Share  

 

TELEVIZYON PROGRAMLARI HALKIN
RUH SAGLIGINI BOZUYOR

 

 

Çok sayida televizyon kanalimiz var ama bu kanallarda hiçbir alanimiz yok. Bu kadar kanal ve bunca program arasinda egitim amaçli, haber amaçli, ve topluma katki saglamak gelistirmek amaçli birkaç program bulunmakta ve bunlarda oldukça geç saatlere konularak adeta halktan kaçirilmaktadir.                                                

Içeriksiz , kültürden yoksun, hiçbir toplumsal deger tasimayan televizyon programlari gittikçe artti ve bu durum toplumun ruh sagligini tehdit den boyutlara vardi. Bir yandan toplumsal kimlik erezyona ugratilirken bir yandan da insanlarda karmasa, kararsizlik, karamsarlik, kaygi, yaratan kaotik programlar ve siddetin özendirildigi , mesru hale getirildigi diziler ve yapimlar reyting gerekçeleriyle ilk siralara oturdu. Izlenme oranlarini göstererek bunu talep eden toplumun kendisidir deyip çiktilar bu isten para kazananlar. Bu programlari talep edenler abartilirken bunlardan rahatsiz olanlar kaale alinmadi tabiiki.

Toplumda gittikçe artan siddet olaylarinin, vurdumduymazligin, bencilligin, sorumsuz insan davranislarinin ve yozlasmanin bu programlarla hiç bagi kurulmadi.           

Memleketimizin çok sayida renkli ekranlari var ve bu renkli ekranlarda son derece renkli seyler olup bitmektedir. Ve bu renkli seylerin çok sayida sadik ve bu renkli ekranlarin belirleyicileri talep edicileri oldugu söylenen izleyicileri mevcuttur. Bu izleyiciler için yasamlarinda olup biten en önemli seyler, kendilerini etkileyen en önemli seyler ve hayatlarinin merkezlerinde cereyan eden en alakadar konular bu ekranlarda olup bitmektedir. Böylece kendilerini yasamin disina atmisliklarini farkettirmeyecek, yapay olaylara ve yasamlara tutunarak hayatlarina anlam katmaya çalismaktadirlar. Yasamlarindaki tek teselli kaynagi olarak baskalarinin desifre olmus ve renkli ekranlara yansimis hayatlarina ekranlarin karsisina kurularak hayal dünyalarinda dahil olmakta ve böylece yasamlarini zenginlestirmektedirler! Orada olup bitenlerle duygulanip, sevinip, hüzünlenip orada olup bitenlerle sinirlenmekte yada sakinlesmektedirler. Onlarin yasamlari üzerinde hayal kurup yine onlarin yasamlari üzerinde “iyi ki ben bu durumda degilim” diyerek teselli bulmaktadirlar. Kaderlerine razi, gündemlerini buna göre belirleyen, memlekette olup biten önemli seyleri  bu ekranlar araciligi ile algilayan, bu progrmlarin izlenme oranlari üzerinde söz sahibi, hatta hangi anlayislarin iktidar olacaklari üzerinde bile söz sahibi sadik televizyon izleyicilerimiz sayesinde hiçbir çatlak ses çikmadan ne güzel geçinip gidiyoruz. Memlekette huzur, güven ortami, sükut ortami böylece hakim olmaktadir.

            Kendi türküsünü birakip baska yasamlarin türküsünü  söylemek ve dinlemek insanlarimiza daha eglenceli gelmektedir. Böylece hayatlari daha katlanilir hale gelmekte ve acilarindan , kederlerinden, hayatlarindaki onca yoksunluktan ve sorumluluktan kendilerini siyirmaktadirlar. Kendi türküsünü söylemek aci vermekte, sorumluluk gerektirmekte, kendisi olmayi dayatmakta ve kimligini hatirlatmaktadir insanlara. Hal böyle olunca tezatlar çogalmakta, sorumluluklar agirlasmakta ve bir çok seye katlanmak zorlasmaktadir. Baska hayatlara tutunmak gibi baska hayatlarin türküsünü söylemeyi dayatmaktadir ekranlar. Ekranlarda birileri onlar adina sinirleniyor, birileri onlar adina hesap soruyor, hak ariyor, mücadele ediyor nasil olsa. Ekranlarin karsisina siki siki oturarak böylece hayata katilma sorumlulugunu da yerine getirmis oluyor izleyici.

            Diger yanda ise bu ekranlarin hakimleri, izleyicilerin yasamlari üzerinde söz sahibi olanlar , onlarin taleplerine cevap vermeye çalisanlar böylece haber alip haber veren, degerleri yikip yerine yenilerini insa edenler, kültür tecavüzü gerçeklestirip, halka yüksek kültürlenme olanagi! sunanlar var. Bunlar her seyi bilirler, her seye gücü yeter ve sayilari çok degildirler. Fakat sayilari çok olanlar bunlari takip etmekte izlemekte, agizlarinda çikan laflara bakmakta ve bunlarin belirledikleri ve sunduklari programlari talep etmektedirler!  Hal böyle olunca arz talep dengesi yerini bulmakta ama bizim aklimizin yatmadigi bu durum bizim gibi belli bir çogunlugu da rahatsiz etmektedir. Çünkü bizler kendi hayatlarimizi yasamak istiyoruz ve kendi türkümüzü söylemek istiyoruz. Yapay yasamlari izleyerek teselli bulacak zamanda ve durumda degiliz. Ekranlardaki kaynanalarin tepkisi, gelinlerin zavalliligi, ogullarin kisiliksizlikleri ve çocuklarinin yasamlarini ekranlara pazarlayanlarin degersizlikleri bizim ilgi alanimiz degildir. Insanoglunun binlerce yildan beri ürettigi, gelistirdigi ve bu güne miras biraktigi uygarlik degildir bunlar. Anadolu insaninin gerçegi ve ilgi alani da degildir bunlar.

             Televizyonlarda cereyan eden bunca kepazelikler belki iktidarlarin isini kolaylastirmaktadir, belki insanlari etliye sütlüye karismaktan alikoymaktadir, belki herseyin güllük gülistanlik oldugu yanilsamasini sunmaktadir insanlara, belki edilgin hale getirerek kolay yönlendirilebilir, ilgi alanlari degistirilebilir ve çok iyi birer tüketim robotu haline getirilebilir olabilmektedir; ama ruh sagliklari da bozulmaktadir.

            Bu programlar her neyi amaç ediniyor veya edinmiyor olarak hazirlanirsa hazirlansin toplumun ruhsal yapisi üzerinde ciddi bir bozulma yaratmaktadir. Insanlari kendisine ve gerçek yasamina yabancilastirarak olumsuz duygular içine sokmakta , karamsar hale getirmekte , insanlarin kendi hayatlarindaki olumsuz çagrisimlari sürekli canli tutarak  siddete egilimi arttirmaktadir. Her yerde yaygin olarak yasanilanin bunlar oldugu yanilsamasini gerçek bir bilgi olarak sunmakta ve güncel olanin , memleketin asil meselesinin bunlar oldugu  duygusunu yaratmaya çalismaktadir. Çünkü televizyonlar toplumun önemli bir kesimi tarafindan güvenilir bir referans olarak algilanmakta  egitim seviyesi düsük kesimler üzerinde hedefler olusturmaktadir.  Ayni zamanda tek tarafli akan bir propaganda araci olarak  insanlarin bilinç ve duygu alanlarini etkilemektedir.

                        Ilkel dürtüleriyle yasamlarini sürdüren bir avuç insanin özel yasamlarini bu ülkenin önemli olaylari gibi aktarmak, sorunlari çözme yolunu zor kullanarak gerçeklestirmeyi bir çok programda alt mesaj olarak vermek,  siddet görüntülerini dakikalara yayarak tekrar tekrar vermek, siddet üzerine kurulu diziler, dedikodu programlari ve sözümona tartisma programlari toplumdaki suç isleme oraninin artmasina, siddet davranislarinin artmasina katkida bulunuyorlar.  Bazi insanlarin travmatik yasamlarinin ekranlara tasinarak, siddet görüntüleri ve tartismalari içinde verilmesi özelikle çocuk yastaki izleyicilerin ruhsal yapisi üzerinde travmatik etkilere neden olmakta ve bu yastakilerde davranis ve uyum bozukluklarini ve güvensizlikleri arttirmaktadir. 10-15 Kisinin yasamalarinin didik didik izlendigi ve bilimsel kesifler gibi sunuldugu bazi programlar ise insanlarin çektigi acilari, sikintilari, yoksulluklari  merak duygularinin arkasina gizleyerek izleyicileri sadece toplumsal sorun ve konulara karsi degil ayni zamanda kendi sorunlarina karsi da duyarsizlastirmaktadir.Sürekli bu programlarin müptelasi olanlar ise bir çok davranis ve tepkiyi ikame ederek ögrenilmis tepkilerle yasamlarini yapaylastirmaktadirlar. Ya özdesim kurduklari rollere girmekte yada karsit tepkiler gelistirerek kendiliklerinden uzaklasmaktadirlar. Taklide dayali saldirgan davranislari sadece çocuklara degil yetiskinlerede aktarmaktadir güvenilir bir kaynak olarak. 

            Çok sayida kanalimiz var ama bu kanallarda hiçbir alanimiz yok. Bu kadar kanal ve bunca program arasinda egitim amaçli, haber amaçli, ve topluma katki saglamak gelistirmek amaçli birkaç program bulunmakta ve bunlarda oldukça geç saatlere konularak adeta halktan kaçirilmaktadir.  

Bu programlarin ve yayinlarin planlayicilari ve para kazanicilari; bu programlara malzeme yaptikari figüranlariyla suyunu bulandirdiklari bu toplumda su içmek zorunda kalacaklar. Bu programlardan rahatsiz olanlarin olusturdugu bir mail grubu var internet sayfalarinda. Sayilari 300.000 e yaklasan bu gruba katilmak için gucbirligimesaj@yahoogroups.com    yada www.dogailebaris.org.tr    sayfasindan ulasabilirsiniz.

Sevgiyle kalin

 Ali Riza Erdogan / Toplumsal Baris Dergisi

 

ANA SAYFAYA DÖN