Bookmark and Share  

 

Tozu dumana katanlar ve tozu dumani yutanlar

 

 Yaklasik olarak bir yildir Anayurt gazetesinde yazilarim yayinlaniyor ve bu konudaki destek icin Hamdi beye tesekkür ediyorum. Ekonomik kaygilarin otesinde Romanya’da yayin yapmanin zorlugunu sanirim bilmeyen yoktur.
Birazda yazilarimda insan yasamlarindan yola çikarak dolayli bir seyler anlatmak istiyorum. Her insanin hayatinda olup bitenlerin direkt olarak psikoloji ile baglantisinin ötesinde hayatin her yönü ile baglantisinin oldugu açiktir.
Bu gün tanidigim iki siradisi insandan bahsetmek istiyorum. Onlara siradisi demek benim teshisim degil, onlarla konusan karsilasan herkes siradisi olduklarini zaten hissedecektir. Birisi Cafer Mahiroglu, digeri Dimitri ( Orijinal isminin Huseyin Kahraman oldugu söyleniyor.)
Ben siradisi insan olmak istiyorum diye insan siradisi olmuyor veya bir tercih ile gelinen bir durum degildir en azindan. Çevre kosullari, yasam süreci ve kosullari ile birlikte kisideki potansiyel birleserek, birazda mevcut kosullara ve standart yasama inat çikiyor ortaya böyle bir yapi.
Tanidigim bu iki insanin birbirine benzer özelliklerinin olusu ve benzer süreçlerden geçmis olmalari ikisinin de tekstil sektöründe sifirdan baslayip Avrupa’nin devleri ile rekabet eder hale gelmis olmalari ve siradisi yaklasimlari beni böyle bir yazi yazmaya itti. Ezberlenmis çözum yontemlerine inat edercesine kendi çözum yontemlerini öne çikariyorlar. Konserve kültürden, konserve kurallardan kendilerini soyutlamislar yada hiç bulasmamislar. Sürekli büyük hedefler koyup enerjilerini bu hedefler için seferber etmisler ve motivasyonlarini bozacak önerilere elestirilere itibar etmeden yapmak istedikleri seye inanmislar. Siradan düsünen insanlara saçma gelebilecek olmazmis gibi görünen bir çok seyi gerçeklestirmeyi seçmisler. Sahip olduklari özgüven ise enerjilerinin bosa harcanmamasinda önemli bir yer tutmus. Çünkü çogu insanin hayatinda özgüven eksikligi ve kaygilar yolu kapatan taslar olmaktan ileriye gitmiyor.
Simdi düsünüyorum da bu iki insani toplumun tam istedigi gibi kurallar içine sikistirip uslu puslu insanlar haline getirmis olsaydik acaba takdir edilecek bunca basariya imza atma sanslari kalir miydi? Önce yetistikleri toplum bu iki insani bir kaba sikistiramadigi için basarisiz olmus bunu kabul edelim. Iyiki de böyle olmus öbür türlü çevre ve toplum kurallarinin ezip yok ettigi iki insan haline gelebilirlerdi.
Siradan düsünerek siradisi isler yapmak her zaman mümkün olmuyor. Sürekli itaate alistirilmis insiyatif almaktan korkan ve kendi kararlarini verme sansi taninmamis, talimatlarla is yapan insanlardan siradisi basarilar beklemek hayaldir.
Söz dönüp dolasip aslinda egitim sistemimizin bireyleri bir standarda oturtma, toplumu tektiplestirme yanilgisina geliyor. Farkliliklara tahammül etmeyen standartlarla hareket eden toplumlar ve organizsayonlar atak yapma sansindan yoksun olacaklardir. Dünyada basarili olmus bilimadamlari, isadamlari, sanatçilar, liderler; mevcut sistemle, standart kurallarla çatismayi göze almis ve bunun ötesine geçme cesareti göstermis kisilerdir. Böylece kendi bireysel potansiyellerini öne çikarmis olma sansini yakalamis oluyorlar. Aslinda insanin özgürlügü de burada baslamis oluyor.
Tanidigim bu iki isadami genç yasta elde ettikleri bu basariyi özgür olma güdüsünden yola çikarak standartlarla, mevcut olanla çatisma riskini göze alarak ve bireysel insiyatiflerini öne çikararak saglamislardir.
Çünkü toplum sürekli olarak tozu dumani yutacak yetenekte bireyler yetistirme üzerine kuruludur çogu zaman. Daha çocukluktan itibaren ali yat uyu, uslu ol, her söze karisma, akilli ol ( Ne demekse?) yeri gelmedikce konusma ( hiç yeri gelmez zaten) gibi kaliplar ögretilir.
Anne babalarin sözünden çikilmamasi gerektigi okul çaginda ögretmenin sözünden çikilmamaya birakir yerini. Ve bireyler hayat boyunca sözünden çikilmayacak referanslar arar dururlar kendilerine. Askerde komutanlarin sözünden çikmamayi ögrenir, is yasaminda yöneticilerin sözünden çikmamayi ögrenir, bazen esinin sözünden çikmamayi ögrenir, Hatta bunlar az gelir sözünden çikilmayacak politikacilar, büyükler! Seyhler aranip dururlar. Iste bu adamlardan daha iyi tozu dumani yutacak kimse bulamazssiniz. Tozu dumani yutmak bu tip insanlarin kaderi haline gelmistir artik.
Amma velakin tozu dumana katacak adamlar lazim. Tozu dumana katmis liderler, sanatçilar bilim adamlari böyle sistemlerin disina çikmayi basarmis kisilerdir. Bu tanidigim iki siradiii isadami gibi. Tanidigim bu iki kisi hiçbir seyi olaganüstüymüs gibi mucizeymis gibi görmüyorlar, basariya odaklanmislar, standartlarin ezberlenmis formatlarin disina çikarak tozu dumana katmislar. Amacim tanidigim bu iki insani övmek yada daha ileri giderek yalakalik yapmak degil, örnek olan bu yasamlari üzerinden bir seyleri anlatabilmek ve bir seyleri elestirmek.
Anlatabildim mi acaba?
ALI RIZA ERDOGAN

 

 

ANA SAYFAYA DÖN