Türküler ve Biz
Her türkü, geçmişimize açılan, zihnimizin bilinmez delhizlerini aydınlatan yollara açılır. Bu yollar sayesinde geçmişimizle bağ kurar, geçmişimizle bu günümüzü birbirine bağlarız ve yarınlar karşısında daha güçlü oluruz.
Geçmişinden kopuk yaşayan insanlar bu günü çok anlamlı yaşamazlar. Yürüdükleri gelecek zamanlarda bu günle olan bağlarınıda nasıl olsa koparacaklardır. Yeni çıkarların ve durumların getirdiği yeni dostluklar !!! yeni yaşam biçimleri hayatlarına egemen olacaktır.
Dolayısıyla geçmişlerine açılan bütün yolları kapatarak yürüdüklerinden türkülerin anlam deryasında kendilerine ait bir şey bulamayacaklardır.
Bir insanı oluşuran tüm süreçler (çocukluktan bu güne kadar) tüm yaşantılar o kişinin ruh dünyasının tanımlanmasında etkilidir. Ve geçmişteki yaşantıların çoğuda bir takım türkülerle ezgilerle kesişir. Kişinin yaşamındaki bir çok dönemi simgeleyen o döneme ait duyguları çağrıştıran bazen tekrar yaşanılır kılan türküler vardır. Bü türküler o insanın tarihidir. Ve bu türküler kişinin geçmişi ile bağ kurmasına aracılık eder. Bazende kişiye ayna tutar ve kim olduğunu hatırlatır inceden inceye. Kendisinden kaçmaması gerektiğini olduğundan farklı kimliklere bürünmemesi gerektiğini, kullandığı maskelerden kurtulması gerektiğini sert bir biçimde hatırlatır türküler.
Türkülerin bize çağrıştırdığı , bilinç düzeyine taşıdığı yaşantılar her zaman tercih edilen ve hoşa giden yaşantılar değildir. Kimi zaman acı taşıyan, dert taşıyan, hayal kırıklığı taşıyan, öfke taşıyan, hasret taşıyan bir kervandır. Kimi zaman yoklukta yoksullukta görülen seraptır.Kişi hayatın engebeli yollarında yürürken yalpaladığında, hedefini kaybettiğinde kim olduğunu şaşırdığında dönüp referans alacağı ve bu ışıkla yarınını aydınlatacağı şey yine geçmişidir. Geçmişi referans olarak almak geçmişe takılıp kalmak yada geçmişi yaşamak değildir. Yarına emin adımlarla yürümek için geldiği yolun farkına varmasıdır. Ancak bu şekilde geçmişteki olumsuzlukların bu güne ve yarına zarar vermesini engellemiş olur.
Türkülerin bize yaşattığı her duygu bizimle ilgili önemli bir bilgidir. Bunu doğru anlamak ve doğru anlamlandırmak doğru okumak önemlidir. Çünkü bu kendimize giden yoldur.
Bu yüzden türküler zannettiğimizden daha güçlü zannettiğimizden daha etkilidir. Zamanın içinde kaybolmamak için tutunduğumuz iplerdir türküler. Ve bu iplerin bağlı olduğu merkezlerde buluşuruz, benzeşiriz birbirimize ve dahada yaklaştığımızın farkına varırız birbirimizin. Beraber yürüdüklerimizle beraber yürüyemediklerimizle karşılaşırız defalarca ve en önemlisi kendimizle karşılaşırız. Bir kez daha kendimizin farkına varırız. Büyük Düşünür Yunus Emre’nin dediğini bir kez daha hatırlarız. “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır.” Ve okunacak en büyük kitabın insan olduğunu Hacı Bektaş-ı Veli öğretti bize. Bu büyük kitabı okumanın anlamanın yolu önce kendini okuyup anlamaktan geçiyor. Her satırda ise türküler gizli.
Sevgiyle kalın
Ali Rıza Erdoğan / Toplumsal Barış Dergisi