Bookmark and Share  

 

AŞIK MAHSUNİ ŞERİFİ ANMAK VEYA ANMAMAK

 

Cumartesi günü Aşık Mahsuni Şerif 3. Ölüm Yıldönümü nde  MY Showland de  anıldı.

 Görkemli ve oldukça güzel bir geceydi, Mahsuni’ye yakışır doğrusu. Aklıma şu takıldı sağlığında böyle  geceler organize edilmesi acaba ona yakışmaz mıydı?  Sağlığında yoksa büyüklüğünün farkında mı değildik. Bu insanların yüceltilmeleri hak ettikleri değeri görmeleri  nedense hep öldükten sonradır. Belki de henüz toplum onu anlayacak duruma gelmedi? İleride daha iyi anlaşılacaktır. Her şeye geç kaldığımız gibi her şeyi geç fark ediyoruz. Bu bizim toplumsal bir kusurumuz sanırım.  Günlük düşünen insanlar günlük eğlence peşindedirler dolayısı ile onları eğlendirenlerin peşinden koşacaklardır. Ama hayatı sorgulayan,  düşünen,  hayata ilişkin düşleri olan yani sürü olmayan insanlar ise kendilerini düşündürenleri, düşünce adamlarını anlamaya çalışacaklardır. Anlam peşinden koşanlarla eğlence peşinden koşanları ayırmak lazım.

 

            İşte Mahsuni anlam peşinde olanların ozanıydı. Bir çok anlamı kendisinde barındıran bir duraktı. Ama hayatı yoksullukla, ezilmişlikle, dışlanmışlıkla geçti. Bu yaşadıklarını anlamlar deryasına katmayı bildi ve kendi fiziksel sınırlarını aşarak öldükten sonra yaşamaya devam ediyor.

            Onun anılarını yaşatmak için destek veren gönül insanlarına saygı duymak lazım. Çünkü bu insanlar kendi benliklerinden sıyrılıp bir çıkarları olmaksızın bu etkinliğe destek vermişlerdir.  Bu aynı zamanda  bu insanların toplumsal duyarlılık ve yaşadığı topluma olan saygıları ve kendi değerlerine saygıları gereği olsa gerek.  Oysa çıkar ilişkileri ve para ilişkileri içinde kendi değerlerini kaybetmiş ve insani yönleri erezyona uğramış insanları böyle pozisyonlara destek verirken görmek olanaksızdır. Onlar ancak arabesk yaşantıları ve günlük küçük zevklerinin yani fiziksel gereksinimlerinin peşindedirler.

            İnsan olma süreci ve Mahsuniyi anlama süreci bunları aşmadan anlaşılamaz. O sadece Mahsuni Şerif değil aynı zamanda binlerce yıldır dokunan bir anlayışın değerin bir halkası olabilmiştir. En büyük değer bu halka olabilmektedir sanırım.

Toplumsal kimlikler bu değerlere sahip çıkmakla, anlamakla, saygı duymakla ancak korunur. Tabii kimlik ihtiyacı olanlar için bunları söylüyorum. Bireyselliği aşamamış, bireysel çıkarları her şeyin üstünde toplumsal değerlerden yoksun insanların hangi kimliğe büründüklerinin bir önemi yok. Günün gerektirdiği her kimliği giymeye zaten hazırdırlar ve konumuzun da dışındadırlar.

 

            Peki insan soramadan da edemiyor. Mahsuni bir müzik adamı idi ve omuz omuza olduğu , beraber çalıştığı, para kazandırdığı, zaman ayırdığı diğer insanlar neredelerdi?  Ortada desteklenecek, yaşatılacak bir şey kalmadığını mı düşünüyorlar acaba?

            Toplumsal kimliğimiz binlerce yıldır ozanların sazıyla yoğruldu ve şekillendi. Bu kimliğe sahip çıkmak hepimizin görevi diye düşünüyorum ve bir kez daha böyle bir organizasyona destek vererek toplumsal bir görev üstlenen kişi ve kurumlara saygımı belirtmek istiyorum.

                                                                                                     Ali Rıza ERDOĞAN

 

ANA SAYFAYA DÖN