![]() |
|
|
|
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Aile içi iletişim çok önemli olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir konudur. Yaygın olarak görülen iletişim biçimi gereksinme iletişimi diyebileceğimiz bir durumdur. Bu iletişim modelinde, iletişimi belirleyen etkenler günlük gereksinmelerdir iletişim kodları da buna uygun sözcük formatlarıdır. 'Yemekte ne olduğu? ya da telefon faturaları, çocukların okuldaki durumları 'günlük olayların kısa notları, 'beklenmeyen olaylar kısa konuşmalarla aktarılırken birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek, TV program yorumları, gündemdeki konuların kısa değerlendirmeleri, ev içi iletişimin mesajları almaktadır. Daha derinlerde yer alan beklenenler, düş kırıklıkları, geleceğe ilişkin duygular, insanlar arasındaki olumlu ya da olumsuz iletiler günlük iletişim içinde kendine yer bulmamakta, bu nedenle de mesajlar örtülmekte, 'duygular sessizce geçiştirilmektedir.
Aile içi iletişimin düşük yoğunluğu, sığlığı, azlığı giderek insan arası ilişkileri de zayıflatmaktadır.Aile içinde yabancılaşma görülmekte etkin iletişim aile dışındaki gruplar arasına kaymaktadır. Baba işyerindeki arkadaş gruplarıyla, anne kadınlar arasındaki gruplarla, çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı yeğlemekte, duygu ve düşüncelerin paylaşımı da ev dışına taşınmaktadır.
Ev içinde zayıflayan iletişim, buna karşın ev dışında canlanan ilişkiler insanlar arasındaki yabancılaşmayı arttırmakta, bu durum da değişen insan davranışlarını farketmeyi engellemektedir. Bu durumun yarattığı doyumsuzluk evdeki bütün bireylerin davranışına yansıyarak ev içi gruplaşmalarına yol açmaktadır. Anne oğul, baba kız ya da çocuklar arası koalisyonla anne babaya karşı cepheleşme eğilimleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum, iletişimi büsbütün bozmakta, sosyal rolleri sertleştirmektedir.
Bütün bunların çözümü, ev içinde eşitlikçi, sosyal rolleri arkadaşça yumuşatan, aile disiplinini kimseyi yaralamadan kurup yürüten, anlayışlı, şefkatli, ilkeli bir aile yapısını kurup sürdürebilmektedir. Eşler arasındaki anlayış ve davranış bütünlüğü, iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerini benimsemeye yol açar. Böylece aile içindeki iletişim de, aile dışındaki iletişim de doğru bir temele oturmuş olur.
Her şeyden önce belirtilmesi gereken, çocuğun büyümesi esasında yetişkinlerin çocuklara karşı dürüst ve açık olabilmeleridir. Bu tutum hem yetişkinlerin kişi içi çatışmalarına engel olur, hem de çocuklarına doğru sözlü veya sözsüz mesajlar iletmelerine yardımcı olur.
Peki dürüst ve açık olmak derken nasıl bir tutumdan bahsediyoruz?
Bazı anne-babalar, çocuklarının davranışlarının çoğunu kabul ediyormuş gibi görünerek iyi anne-baba rolünü oynarlar. Bu nedenle de davranışlarının bir bölümü yapmacık olur! Görünürde kabul ediyorlarmış gibi davransalar da içlerinden kabul etmedikleri açıktır.
Yapmacık tavırlarla karşılaşan çocuğun tepkisi nasıl olur?
Çocuklar anne babaların tavırlarına karşı son derece hassastırlar. Yetişkinlerin onlara gönderdikleri sözlü veya sözsüz iletileri anında algılarlar. Örneğin, gerçek duygusu kızgınlık olan bir anne ses tonu ve mimikleri ile bunu çocuğuna belli eder. Böylelikle çocuk onay görmediğini ve sevilmediğini düşünür.
Başka bir örnek; küçük çocuk gece geç saate kadar TV seyretmek istiyor ve anne-babası ile oturmak istiyordur. Annenin geç saatlere kadar oturabileceğini söylerken, sözsüz ipuçları da annesinin bu durumdan hiç hoşnut olmadığını çocuğa iletmektedir. Peki çocuk ne yapmalıdır? Geç saate kadar oturmak istiyor ama annesi tarafından onaylanmak da istiyor! Anne bir yandan geç yatmasına izin verdiği söylerken (Davranış) diğer yandan da kaşlarını çatıyor ve sinirli bir şekilde söyleniyor (Sözsüz Mesaj). Bu şekilde çıkmaza giren çocuk hem kararsız hem de kendini güvensiz yapar. Bu yüzden dikkat edilmesi gerekli nokta anne-babanın kendi ve çocuklarına karşı dürüst olmalıdır.
# Çocuklara yönetilen konuşma dilinde olmaması gereken özellikler:
# Punkte die zu beachten sind während man mit Kindern spricht:
1. Yargılayıcı, eleştirel ve suçlayıcı olmamak!
1. Keine Kritik, kein Urteil, und keine Strafe verwenden!
Daha iyi öğrenmelisin.
Du musst das noch intensiever lernen
Çok düşüncesizsin.
Du bist sehr gedankenlos!
Yaramazsın!
Du bist unartig
2. Ad Takmak, alay etmek, utandırmak (hänseln, beschämen)
Şımarık bir çocuksun Du bist ein verzogenes Kind!
Çok ayıp Schäm dich!
Tamam Bay ukala Natürlich du alleswisser!
3. Yorumlamak, Tanı koymak, Analiz etmek! ,analisieren
İlgi çekmek istiyorsun. Du möchtest Aufmerksamkeit!
Beni kızdırmaya çalışıyorsun. Du regst mich auf.
Sabrımın sınırını deniyorsun. Du strapazierst meine Nerven.
4. Öğretmek, Nasıl yapılacağını söylemek
İyi çocuklar bunu yapmaz. Artige Kider tun so etwas nicht!
Bunu ben sana yapsaydım iyi olur muydu? Was wäre wenn ich dir das getan hätte?
Davranışlarını düzeltip, neden iyi çocuk olmuyorsun?
Verändere dein Verhalten, und versuchst ein artiges Kind zu sein.
İşte tüm bu konuşma tarzları çocuğun kişiliğini kabul etmeyen, yargılayıcı bir tutum yansıtır. Böylelikle çocuğun kişilik saygıları zedelenir, becerisizliği ön plana çıkarılmış olur. Çocuklar müthiş bir suçluk ve pişmanlık duygusu içine girerler. Sevilmediklerini veya reddedildiklerini düşünür, kendilerini değersiz ve düşüncesiz olarak görmeye başlarlar. İşte tam bu sırada sizlere eski bir özdeyişi hatırlatmak istiyorum: Çocuğa ne olduğunu ne kadar çok söylersen o olur.
Durch dieses Verhalten kann das Kind seine Persöhlichkeit nicht entfalten und wird eine
Çocuklarımızla konuşmalarımızı şöyle bir aklımızdan geçirecek olursak çoğunun sen dilinde olduğunu görürüz. Örneğin: Yapma şunu. Bebek gibisin. Onu bırakmazsan Daha iyi öğrenmelisin..
Bu konuda değişik bir konuşma tarzını benimseyip, bu tarzı uygulamanızı sizlere önereceğim. Örneğin: bütün günün yorgunluğu içindesiniz. Oturup kitap okuyup biraz dinlenmek istiyorsunuz. Fakat 6 yaşındaki oğlunuz sizinle oynamak istiyor. Bunu için de koltukların üzerinde zıplamaya başlıyor. Kucağınızda oturmak istiyor. İşte böyle bir durum içindeyken siz çocuğunuza o davranışı nedeni ile ne hissettiğinizi söylerseniz ben özenli konuşmaya başlarsınız.
Kucağımda oturduğun sürece ben dinlenemem.
Çok yorgunum şu anda oyun oynamak istemiyorum.
Während du auf meinem Schoß sitzt kann ich mich nicht ausruhen.
Im moment bin ich sehr müde und möchte nicht mit dir spielen.
Veya: çocuğunuzun odasını yeni temizleyip düzeltmişsinizdir ama kısa bir süre sonra tekrar dağınık bir vaziyete buluyorsunuz. Tepkiniz: Tertemiz odanın dağıldığını görünce çok üzülüyorum.
Ben iletili mesajlar, konuşmalar çocuğun kendisini suçlayıp, değerlendirmesine fırsat vermeden, anne-baba hakkında bilgi verir. Çocuğu isyan ve direniş için kışkırtmaz. Bu tarz konuşma ile anne-baba çocuğa kendisini bir otorite olarak göstermeyip, acı çekebilen, utanabilen, hayal kırıklığına uğrayabilen kişiler olarak gösterir. Böylelikle yetişkin ve çocuk arasında apaçık bir ilişki oluşmuş olur.
Herkesin bildiği bir söz vardır: Eğitim ailede başlar Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunu gerçekleştirmek için çocuğuna her türlü imkanı hazırlar. Ancak unutulmaması gereken bir konu daha vardır ki, o da çocuğun kimlik gelişimidir. Çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı çocuğun hayatta kazanacağı başarıları kadar önemlidir.
Dünyadaki aynalar gümüşlenmiş cam parçaları değil çocuklarımızdır. Çünkü onlar sizi yansıtır. Çocuk gerçekten de aileyi yansıtır. Ailedeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişilik yapısını şekillendirir.
Ailenin çocuğa verdiği eğitimle çocuğun kişilik yapısı şekillenecekse aile çocuğa nasıl bir eğitim vermeli? Öncelikle her aile çocuklarını ayrı bir birey olarak görüp kişiliklerine , bağımsızlıklarına saygı duymalıdır. Bunu yapmak için iletişim çok önemlidir.
Her şeyden önce etkin dinlemenin bilinmesi gerekmektedir. Batılı psikolog Publilus Syrus;Çocuğuna servet bırakmak isteyen anne- baba, ona iyi dinlemeyi öğretmelidir"diyor. Etkin dinleme için kişinin söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek çok güzel bir duygudur.
Çocuğunuzla İletişiminize Engeller Nelerdir?
Acaba hangimizin gören bir bakışa, duyan bir kulağa gereksinimi yok? Dr. Pire nin İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurarlar sözü günümüzün yoğun temposuna kendini kaptıran insanların (yani bizlerin) arka plana ittiği çok önemli bir gereksinimi vurguluyor. Özellikle çocuklarımızla olması gereken yakınlaşma ve iletişim gereksinimi.
Evet , çocuklarımızla iletişimimize engel olan, konuşmalarımızı yüzeysel kılan ve gerçek dinlemeyi engelleyen tavırlara bir göz atalım:
Olumlu ilgi , çocuğunuzu mutlu eder, kendine olan güvenini artırır. Övme, teşekkür, iftihar ve hayranlık gibi olumlu ilgi gösterme şekilleri kişinin moraline gerçek bir katkıda bulunur.
Olumsuz ilgi ise üzer ve yenik düşürür. Eleştiri ve gülünç bulma, hayal kırıklığı ve güvensizlik kişiyi üzer ve yıpratır.
İster olumlu ister olumsuz tüm etkiler ya fiziksel ya da psikolojiktir.
Etkiler: Fiziksel, Psikolojik
Olumlu: Öpme, kucaklama, okşama,
sırtını sıvazlama, övme, teşekkür, göz kırpma,
takdir eden bir bakış
Olumsuz:
Dayak,
eleştiri, küçümseme, tepeden bakma
ÇOCUKLARIMIZLA ARAMIZA DUVARLAR ÖRMEYELİM, KÖPRÜLER KURALIM.
![]()

![]()
ÇOCUĞUMUZUN ÖZGÜVENİNİ ARTIRMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
-ONA SIK SIK SÖZ HAKKI VERİN.
-KENDİNİ VE DUYGULARINI NE NE DÜŞÜNÜYORSUN, NASIL HİSSEDİYORSUN GİBİ SÖZLERLE ANLAMAYA ÇALIŞIN.
-ONUN FİKİRLERİNE DEĞER VERDİĞİNİZİ HİSSETTİRİN.
-ONUN OLUMLU DAVRANIŞLARINI KESİNLİKLE TAKDİR EDİN.
-O KONUŞURKEN ONUN YÜZÜNE BAKIN VE CİDDİYE ALINDIĞINI HİSSETTİRİN.
-ONUN İÇİN ZAMAN AYIRIN.
-YAŞINA UYGUN GÖREVLER VERİN VE DAHA SONRA BAŞARISINI TAKDİR EDİN.
-ONUN İLE DEĞİŞİK KONULARDA SOHBET ETME ORTAMI OLUŞTURUN.
-ONUN KORKU VE ENDİŞELERİNE SAYGI DUYUN.
-AŞIRI ELEŞTİRİCİ OLMAKTAN VE YARGILAYICI OLMAKTAN ÇEKİNİN.
-HATALI DAVRANIŞLARINI KONUŞARAK UYARIN VE ONA DOĞRU OLANI ANLATIN.
-BAŞKALARININ YANINDA ONU KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN.
-ONUN BAŞARISIZLIKLARINI BÜYÜTMEYİN.
-BAŞKALARI İLE KIYASLAMAYIN.
-KABİLİYETLERİNİ FARK EDİN VE TEŞVİK EDİN.
-TOPLULUK İÇERİSİNDE SÖZ ALMASINI TEŞVİK EDİN.
-ONU SIK SIK SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN.
-ONUN İÇİN ÖNEMLİ OLAN ŞEYLERE SİZ DE ÖNEM VERİN.
-ONUN ÖNEMLİ GÜNLERİNİ UNUTMAYIN
-SADECE ONUN İÇİN AYIRDIĞINIZ ZAMANLAR OLSUN.
-YANLIŞ VE UYGUNSUZ CEZALANDIRMADAN KAÇININ.
-ONDAN BEKLENTİLERİNİZ ÇOK AŞIRI OLMASIN.
-ONA YAŞINDAN VE OLDUĞUNDAN KÜÇÜKMÜŞ GİBİ DAVRANMAYIN
-ONUNLA BİRLİKTE SOSYAL AKTİVİTELERDE BULUNUN.