Bookmark and Share  

 

CALGICILIKTAN   OZANLIGA  SANATCILAR

 

 

Profesyonel bir meslek olmayan calgicilik gunluk yasam sureci icinde toplumsal ihtiyactan dogmus ve yayginlasmistir.  Gunluk ihtiyaclarini karsilayan, uretim yapan , doga kosullari ile basetmeye calisan insanoglu zamanla bir eglence anlayisi gelistirmis ve calgicilik zamanla meslek haline gelmistir.

            Ve toplumlar gelistikce, yerlesik duzene gecildikce , barinma, beslenme sorunlari halledildikce sosyal surec gelismeye basladi ve sanatsal urunler ortaya konmaya basladi.

Muzik alaninda eglendirme amaci guden calgicilar zamanla elestiriyide isin icine katmaya ve toplumsal hayat ile ilgili yorumlar yapmaya basladilar. Bu surecten sonra iste ozanlik dogdu. 

Ozanlar sanat eserlerini toplum yasami uzerine, gunluk yasam uzerine ve gelecek yasam uzerine kurdular kurguladilar ve yarattilar.  Yasamin icinde var olan hemen hemen her alan turkulerde yerini bulur hale geldi. Dinsel yasamdan cinsel yasama kadar yorumlar turkulerin konusu haline geldi. 

Felsefe akimlari gelistikce, sosyolojik hayat karmasiklastikca, teknolojik gelisme hizlandikca buna paralel olarak insan yasamini etkileyen, toplum iliskilerini etkileyen her alan ozanlarin ilgi alanina girdi. Bu verilen bir gorevlendirme neticesinde degil ilgi duyma sonucu ustlenilip gonullu olarak yaratilan bir durum oldu.

 

Bir asamadan sonra toplumsal muhalefetin sesi haline geldi mevcut duzenler karsisinda ozanlar. Dayatilan, halka zorla kabul ettirilmeye calisilan, ve halkin ugradigi her haksizlik ozanlarin dilinden ses buldu ve toplumlarin haykirisi oldu.

Elestirilen davranislar yasantilar toplumun kendine ayna tutmasi gorevi gordu. Elbette bunun yaninda iktidarlara yalakalik yapmak icin didinip cirpinanlar da olmamis degildi. Fakat komik durumlara dusme riskini de goze alarak iktidarlarin kuklasi haline gelen sanatcilar sadece o gunun sartlari icinde dusunebilmis ve  dusunebilme yetenekleri ise iktidarlarin izin verdigi alanlarin disina cikmamistir. Gelecegi gorme yeteneginden yoksun olan bu gruplar calgicilikla yetinmisler ve efendilerini eglendirmek disinda bir misyonlari olmamislardir ve tarih sayfalarinda da yerleri olmamistir.

 

Gelecek kusaklara eser birakamamislar, eser yaratamamislar ve isimleri gelecege tasinmamistir.  Isimlerini gelecege tasiyacak degerde bir sey yapamamislar. Sanatlarinin omru eglendirmeye calistiklari insanlarin omru kadar olabilmistir.

 

Diger yandan toplumsal gercekleri isleyen, gercek yasamin icinde yasayan ozanlar her turlu belaya, kovusturmaya, zulme ragmen vazgecmemisler topluma anlatmislar, surulmusler ve toplumu donusturmeyi basarmislar. Sadece yasadiklari gunlerde yasamak icin degil gelecek zamanlarda da yasamak icin omur tuketmisler.

Dalkavukluga sirtini donmusler, icindeki yaraticiligi dokmusler ortaya, ozgur ic dunyalarindan beslenerek. Iktidar erklerinin ellerinden oyuncak olmayan bu ozanlar tarih sureci icinde saygin yerlerini almislar.

 

Iste kanunlardan daha guclu olan o turkuleri ozanlar yaptilar ve toplumsal degerler haline geldiler. O yuzden turkuler daha gercekci, o yuzden turkuler daha yasamsal, o yuzden turkuler daha icten, iste o yuzden turkuler daha insancadir.

 

14 Agustos 2009 tariginde Galat da bir Folklor Festivali yapilacak. Gulten Abdullah’in yogun caba icinde oldugu bu festival uluslararsi olup 4. yapilmaktadir.  Gecmis tarihimizin, halk edebiyatimizin bir parcasi olan bu folklor festivali ortak kulturel kimligimizi gosterme acisindan onem tasimaktadir. Degisik ulkelerde degisik yasam bicimi suren bir ulusal kimligin ayni folklor ve benzer turkulerle ortak tarihsel sureclerinin farkina varmalari icin degerlidir. Asimile olmadan ozune uygun yasamak, kimligini kaybetmeden bunu bir tarihsel zenginlik olarak algilamak bir duzey meselesidir elbette. Bu konuya ilgi de bu duzeyle elbette orantili olmaktadir.

 

Bu program icinde bir konser vermemi istediler ve memnuniyetle kabul ettim.  Yok olmamis, ezilip silinmemis degerleri yasatmak ve buna Asik Veyselin, Pir Sultan Abdalin, Yunus Emrenin, Karacaoglanin ve anadolunun turkulerini katmak bana onur verici geliyor. Gecmisi ile bag kurarak yasamak kadar, gecmisi korumak kadar, gecmisini reddetmemek kadar insani insan yapan deger varmidir acaba.

Herkesin tarihinde bir turkusu vardir diye dusunuyorum. Ister icinizdeki turkuye uzak durum ister yakin durun, kendi tarihinizin turkusunu icinizde tasimaktasiniz.

 

ANA SAYFAYA DÖN