![]() |
|
|
|
Çocuğun cinsel gelişim ve eğitimi konusu, özellikle ülkemizde yeterince ele alınmamış ve aydınlığa kavuşmamış bir konudur. Bu konuya, günümüze değin tabu gözüyle bakılmış ve gerek eğitimciler, gerekse anne ve babalar, çocuklara karşı taraftan fiziksel temas, uyarı gereksinimi, başkalarıyla sıcak ve yakın ilişkiye olan ihtiyaçlarının karşılanamaması çocuk gelişimi üzerinde etkiler bırakabilir. Dokunma, sarılma, beslenme ve diğer yakın ilgi gösterileri çocuğun kişilik, sosyal gelişme ve doyum oluşturmada olgunlaşmasının temellerini oluşturur.
ü Erişkin cinselliği hakkında pek çok temelin çocuklukta atıldığını biliyoruz. Dişi ve erkek cinsel kimliğimiz, cinsel yönelimlerimiz, cinsiyetimize güvenmemiz, cinsel saplantılarımız çocukluktan itibaren oluşur. Bu nedenle, çocuk cinselliği ile ilgili bilgiler, çocuk eğitimi ve sağlığı ile yakından ilgili olan herkes için (aile, öğretmen ve sağlık elemanları) bilinmesi gereken temel bilgiler olmalıdır. Fakat çocuklarımıza cinsellik konusunda açık davranırken, her yaşta öğretmemiz gereken; bu konuda sınırlar olduğudur. Her insanın özel hayatı vardır ve HAYIR kelimesine mutlak anlamda saygı gösterilmesi gerekir. En doğru ve en kolay eğitim; örnek teşkil eden anne ve babaların davranışları ile sağlanabilir.
Çocuğa üreme ve cinsellik hakkında bilgi vermeye en uygun kişiler anne ve babalarıdır. Kız çocuklarla annesi, erkek çocuklarla babası arasındaki ilişki ne kadar yakın ve olumlu ise, , böyle bir yolla edinilen bilgiyi, sizin kontrol edebilme şansınız yoktur. Bu bilgiler ya abartılı ya da yanlış bilgilerdir.
Çocuklar Cinsellikte Neyi Merak Ederler?
Çocuğa cinsel bilgiler vermenin ideal zamanı, onun bu konularda soru sormaya başladığı dönemlerdir. Bu
tür sorular genellikle 3 yaş civarında sorulmaya başlanır. İlk sorular kendi bedeni, annenin bedeni ya da kardeşin dünyaya gelişi ile ilgilidir. Ona vereceğimiz cevapların içeriği yaşa bağlı değişebilir.Önemli olan onun yaş düzeyine uygun merakının anne-baba tarafından giderilmesidir.
ü 2-3 yaşlarından itibaren aynanın karşısına geçip vücudunu incelemeye başlaması, cinselliğin ilk şekillerinden birisidir. Aynı şekilde çocuklar doktorculuk oyunlarında, giyinip soyunurken karşı cinsin özelliklerini keşfetmeye çalışırlar.
ü 3 yaşına doğru, çocuklar kız-erkek ayrımını sezip incelemeye koyulurlar.
ü 3-4 yaşlarında, bebeklerin nereden geldiğini sormaya başlarlar. Burada ailenin korkusu, çocuk soruların yanıtını aldıkça, arkasından cevaplamakta zorlanılan daha zor soruların geleceği ve çocuğun merakının artacağıdır. Oysa çocuk bu dönemde, cinsel ilişkiler konusundan uzaktır. Sorularını tek tek ve aralıklı sorar. Ayrıca çocuk hazır olmadığı soruyu pek sormaz, açıklama yapılsa da onun için bir anlamı olmaz. Asıl yanıtlanmayan sorular çocuğu daha meraklı ve araştırıcı olmaya iter.
Bazı anne-babalar, çocuğun cinsel konularda hiç soru sormadığını söylerler. Böyle bir çocuk, genelde sorularına yanıt bulamayan bir çocuk olabilir. Bu çocuklar, meraklarını davranışlarıyla belli ederler. Anne ve babanın odasına beklenmedik baskınlar yapmak, anne-babayı tuvalette, banyoda gözlemek, evcilik, doktorculuk oynamak, kız arkadaşlarının eteklerini kaldırmak gibi. Böyle bir durumla karşılaşan anne-baba, kızmak yerine, kız çocuklarının senden niçin farklı olduklarını merak ediyorsun sanırım. Peki, ben sana anlatayım. diyebilirler.
ü 5 yaşından sonra , anne-babaları tedirgin edecek sorular
başlar. Bunlar genellikle babanın rolüyle ilgili olanlardır. Ayrıntıya girmeden, bebek tohumunun biri anne de vardır, birini de baba verir demek, meraklarını gidermeye yarar.
ü Okul öncesi dönemde cinsel ilgi en yoğundur. Okula başlamayla birlikte, ilgi ve merakta bir azalma görülebilir.
Beklenmedik anda böyle sorularla karşılaşan anne-baba, ne yapacağını bilememenin verdiği telaşla ayıptır, daha sen çok küçüksün gibi kaçamak cevaplar vererek çocuğu başından savmak veya soruyu duymamazlıktan gelerek cevapsız bırakmayı tercih edebilirler. Oysa, bu tutum çocuğun var olan merakını bir kat daha arttırır. Bu nedenle tüm bu soruları doğru bir şekilde yanıtlamak gerekir. Çocuğun cinsel içerikli sorularının temelinde cinsel duygular değil, onun üremeye yani bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerine dair merakı yatar. Bu; çocuğun uzaya, gezegenlere ya da hayvanların yaşayışlarına olan merakından farklı değildir. Anne ve babaların sorular karşısında duyduğu gerginlik, bu farkı bilmemekten ve çocuğun cinsellik anlayışını erişkinlerin anlayışıyla karıştırmaktan kaynaklanmaktadır.
Çocuğun sorularına verilecek cevaplar;
B Çocuğa, yaşına uygun bilgi vermek, ona basit trafik kurallarını öğretmek gibidir.
B Cevaplar, onun merakını
giderici ve doyurucu olmalıdır.
B Bilgi verme amacıyla çocuğa her şeyi tüm detayları ile anlatmak
ve çocuğun aklını karıştırmamak gerekir. Çocuğun neyi anlayıp anlamayacağını kavramak zor değildir. Ona, yaşına göre kaldıramayacağı derinlikte bilgi vermek, cinselliğin erken devreye girmesine neden olabilir.
B Vereceğimiz her türlü bilginin doğru ve abartısız olması gerekir.
B İleri görüşlülük adına, çocuğa yaşının üstünde detaylı bilgiler veren ve çocuktan hiçbir şeyin gizlenmemesi gerektiğini düşünen anne ve babalar da olabilir. Bu anne-babalar rahatlıkla evde çıplak dolaşabilmekte ya da yaşı ilerlemesine rağmen çocuğu ile birlikte banyo yapabilmektedirler. Bu tür tutum ve davranışlar çocuğun ruhsal gelişimi için oldukça sakıncalıdır.
B Çocuğun, anne-babasıyla aynı yatakta yatmasının da
benzer sakıncaları vardır. Doğduğu günden itibaren en kısa
zamanda çocuğun yatağı ve odası ayrılmalıdır.