![]() |
|
|
|
ÖĞRENCİLERDE ZORBACA DAVRANIŞLAR
Okulda zorbalık ! Çocuklar arası sosyal etkileşimin bu karanlık ve çoğu kez gizli kalan yanı uzun yıllar sosyal bilim alanındaki profesyonellerce önemsenmemiş, görmezden gelinmiştir ve normal sosyal davranışlar kapsamındaki bir problem olarak algılanmıştır. Oysa zorbalık hem zorba hem de kurbanın sosyal fonksiyonlarda uyumsuzluk sürecini yaşadığı ,kolaylıkla krize dönüşebilecek bir problemdir. Problemin üstü örtüktür, öğretmenlerden kolaylıkla saklanır; öğrencilerce organize edilen bir müfredatın içine gizlenir. Ayrıca sosyal dışlama, isim takma, sürekli dedikodu veya derslerde rekabet şeklinde olduğunda kurban tarafından da zorbalık olarak algılanmaz ( Besag , 1995).
Çocuklar arası zorbalık kuşkusuz çok eski zamanlardan beri süregelmektedir. Pek çok yetişkin kendi okul günlerinde zorbalığı bizzat yaşamış veya başka çocuklara uygulanan zorbaca davranışlara şahit olmuştur. Bazı çocukların diğer çocuklar tarafından sistematik olarak ve acımasızca zorlanması , hatta saldırıya uğraması konusuna edebiyat eserlerinde ve filmlerde de sıklıkla rastlanmaktadır. Yıllardır sürüyor olması zorbalığın olağan birsey olduğunu göstermez. Bazılarınca iddia edildiği gibi çocukları hayatın zorlukları ile başetmeye hazırlamaz. Kendini yok etme isteğine, insanlara karşı güvensizlik duyulmasına ve içinde yaşanması zor olan bir topluma yol açar.
Zorbalık , genellikle büyüme sıkıntılarının veya hayatın bir parçası olarak görüldüğü için tanımlanması zordur. Bir kez anlaşıldığında , kişiler çeşitli olayları anımsayıp, tamam , bu da zorbalıktır. diyebilmektedir. İsim takmadan, alay etmeye, cinsel tacizden, büyüklerin küçüklere efelik taslamasına, sık kavgadan, ölümle sonuçlanan fiziksel şiddete kadar gider ( Roland ve Muntle, 1989).
Bu alanda en geniş çaplı ve uzun süreli araştırmaları gerçekleştirmiş olan Dan Olweus (1995:9) zorbalığı şöyle tanımlar: Bir kişi, düzenli olarak ve bir süre boyunca, bir veya daha fazla kişinin olumsuz davranışlarına maruz kaldığında zorbalığa uğramış olur.
Valerie Besag , Olweus ve Rolandın tanımlarını biraz daha genişletmiştir: Zorbalık güçlü durumdaki bir kişi/kişilerin kendi kazançları veya keyifleri için karşı koyma gücü olmayanlara karşı sıkıntı vermek niyeti ile fiziksel, psikolojik, sosyal veya sözel olarak tekrarlanan saldırısıdır (Besag, 1995:4). Bu problemin dört yüzü vardır : (1) sözel, fiziksel veya psikolojik olabilir, (2) sosyal olarak kabul edilebilir bir biçimde olabilir (örneğin bilinçli olarak diğerlerinin daha aşağı hissetmesine veya korku duymasına yol açacak akademik, sportif veya sosyal başarıya aşırı rekabetçi yaklaşım), (3) tekrarlanan ve gelecekte de tekrarlanacağı tehdidini içerir, (4) güçlünün güçlüyü ezmesi şeklindedir. Besaga göre zorbalık eylemden çok tutumdur ve zarar görebilecek çocuk üzerindeki etkileri ölçüldüğünde zorbalık olarak belirlenir.
Maines ve Robinson (1992) zorbayı heyecan, statü, maddi kazanç için veya grup süreci olarak ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarının ihtiyaç ve haklarını dikkate almadan başka kişilere zarar veren davranışlarda bulunan kişi veya grup olarak, mağdur u ise başkalarının davranışlarından zarar gören ve zarar veren bu davranışlara karşı koyacak veya durduracak beceri, statü veya kaynaklara sahip olmayan kişi veya grup olarak tanımlamaktadırlar.
Van der Meer, günah keçisi (Scapegoat) olma durumunu yani belli bir neden olmaksızın , bir kaygı veya sıkıntı olduğunda suçsuz ve çaresiz bir kurbana saldırgan tavır almayı da zorbalık kapsamına sokmaktadır( Roland ve Munthe, 1989).
Bütün tanımlar zorbaca davranışlarda üç faktör olduğunda hemfikirdirler:
1. Tek bir saldırganca eylem yerine, uzun süreli olarak uygulanması
2. Güç eşitsizliği- güçlünün güçsüze saldırması
3. Sözel ,fiziksel ve psikolojik olması
Ayrıca saldırının herhangi belli bir nedene bağlı olmaması ve saldırganı tatmin etmesi dışında elde edilen bir şeyin olmaması da bu faktörlere eklenebilir( Besag,1995:3-4). Bu tanımlara göre fiziksel veya ruhsal olarak iki eşit güçte çocuğun kavga etmesi veya münakaşası -saldırganca davranış olmakla birlikte-zorbalık kapsamına girmemektedir.
Bu alanda yapılan çeşitli araştırmalardan çıkarılabilecek bir sonuç dünyanın çeşitli ülkelerinde öğrencilerin en az %10unun okul yaşamlarının bir döneminde zorba veya mağdur olarak zorbalığı yaşamış olabilecekleridir (Besag, 1995:10).
Olweus, öğrencilerin %15inin zaman zaman (%10 mağdur, %5 zorba olarak), %5inin ise ciddi bir biçimde birkaç yıl süre ile zorbalık problemine dahil olduklarını bulmuştur. Bu rakamlar İngilterede Mitchel ve OMooreun 1988, Bryneın 1987 ve Lowensteinin 1978 çalışmaları ile desteklenmiştir. Whiteın Japonyada sürdürdüğü araştırmalarda öğrencilerin %40ının zorba veya mağdur olarak zorbalık deneyimi yaşadığı ortaya çıkmıştır. ABDde bu problemin diğer ülkelere göre daha yoğun yaşandığı düşünülmektedir. 1985 yılında Wall Street Journalde yayımlanan bir raporda çeşitli yaş gruplarından öğrencilerin %58inin zorba veya mağdur olarak zorbalık deneyimi yaşadıkları belirtilmiştir.Newson ve Newson, 1984te anne-babalarla yaptıkları bir çalışmada anne babaların %26sı çocuklarının zorbalık problemi ile karşılaştığını bildirmişlerdir (Besag,1995:25). İstismar konusunda 1986 yılında 4000 öğrenci ile mülakat yapan Eliot (1992) araştırmasındaki öğrencilerin %38inin korkunç olarak nitelendirdikleri zorbalığa maruz kalma deneyimi yaşadıklarını saptamıştır. Bu araştırmanın örneklemindeki öğrenciler arasında kızların %2sinin , erkeklerin ise %8inin günlük yaşamlarında kronik olarak bu deneyimi yaşadığı ortaya çıkmıştır. Anne babaların %30u zorbaca davranışlardan endişe duymakla birlikte, sadece %4ünün çoçuklarına nasıl yardımcı olabileceklerine dair bir fikirleri bulunmaktadır. Olweusun araştırmasında da ilkokul öğrencilerinin yarısının, orta okul ve lise öğrencilerinin ise % 65 inin zorbalığa maruz kaldıklarını anne-babalarına anlatmadıkları saptanmıştır.( Olweus, 1995:13-30) Yine Eliotun araştırmasında bu problemi öğretmenlerine anlatan ilkokul öğrencilerinin sadece %60ı, daha büyük öğrencilerin ise %40ı öğretmenlerinin konu ile ilgilenmediklerini ve sıkıntılarının azalmasına yardımcı olmadıklarını bildirmiştir (Eliot,1992:9-12). Zorbaların ise çok azının anne babaları ile bu konuyu konuştukları tahmin edilmektedir. Rileyin 1988 araştırmasındaki 30 zorba/mağdur vakasının -24ü şahitler önünde gerçekleştiği halde- sadece %5i rapor edilmiştir (Besag,1995:11-12).
Olweus (1995), Lowenstein (1992) , Elliot (1992), Roland (1989) gibi araştırmacıların bulgularına göre erkekler zorbaca davranışlara kızlara göre üçte iki oranında daha sıklıkla karışmaktadırlar. Zorba erkek çocuklar daha çok fiziksel şiddet veya tehdit kullanırken, kızlar dedikodu, alay etme, sosyal dışlama gibi dolaylı yolları kullanmaktadırlar. Erkekler çeşitli sınıflardan hem kız hem de erkek öğrencilere yönelik zorbaca davranış gösterdikleri halde kızlar daha çok kendi sınıflarındaki veya yaşlarındaki kızları kurban olarak seçmektedirler.
Araştırmaların ortak bulgularına göre, özetle;
* Her yedi öğrenciden biri belli bir süre boyunca zorba veya kurban olarak zorbalık deneyimi yaşamaktadır.
*Daha küçük yaşta ve bedence daha zayıf öğrenciler daha sıklıkla zorbalığa maruz kalmaktadırlar.
* Erkek öğrenciler doğrudan ve fiziksel zorbalığa daha sıklıkla maruz kalmaktadırlar.
* Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin velileri ve özellikle zorbalık yapan öğrencilerin
velileri göreceli olarak bu problemin farkında değildirler ve çocuklarına nasıl yardımcı olabileceklerini bilmemektedirler.
* Zorbalık okul dışında veya okul yolunda değil, daha çok okulun içindeyken meydana gelmektedir.
* Okulun büyüklüğü, bulunduğu bölge, öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri zorbalığın sıklığında önemli bir farklılık yaratmamaktadır.
* Zorba veya mağdur olma durumu çoğu kez bir yıl boyunca - sık sık birkaç yıl- sürmektedir.
* Öğrencilerin akademik başarısı , özellikle düşük başarı, ile zorbaca davranışları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır.
Yapılan araştırmalar öğretmenlerin okullarda zorba/mağdur problemlerinin var olduğunun farkında olduklarını göstermektedir. Öte yanda yine araştırmalara göre okullar veya öğretmenler zorbalığa karşı kampanya veya tedbirler almakta gecikmekte veya herhangi bir müdahale çalışmasında bulunmamaktadırlar. Zorbalık problemlerine karşı okulların ilgisizliğini Besag (1995) şu nedenlere bağlamaktadır:
* Zorbalık genelde gizli bir eylemdir ve etrafta yetişkinler yokken işlenir. Öğretmenler bu olayları sonradan ve dolaylı olarak öğrenirler; veliler ise bu olayları en son öğrenen kişilerdir.
* Zorbalığa şahit olan kişiler, zorbaların hiddetini kendi üzerlerine çekmekten korktukları veya muhbir olmak istemedikleri için olayı büyüklere bildirmezler.
* Zorbaca davranışlarda acı çeken sadece mağdurdur. Öğretmenler veya diğer öğrenciler doğrudan etkilenmezler.
*Öğretmenler çoğunlukla kendi öğretmenlik görevlerini engelleyen davranışlarla-örneğin sınıfta gürültü yapılması, öğretmene saygısızca davranılması, ödev yapılmaması, dersin dikkatlice dinlenmemesi gibi- öylesine meşguldürler ki , kendilerini doğrudan etkilemeyen zorba/mağdur problemlerine yeterince ilgi duymazlar.
* Kalabalık sınıflarda veya okullarda, öğretmenlerin ders saatlerinin çok fazla olduğu okullarda, öğretmenlerin sık sık değiştiği okullarda öğretmenler öğrencilere ayıracak zaman bulamazlar, öğrencileri yakından tanıyamazlar ve öğrencilerin arasında olup bitenlerin farkında değildirler. Öğretmenler kendi sıkıntıları ile öylesine sarmalanmışlardır ki , öğrencilerin stresini hissedemezler.
* Öğretmenler kendilerini yetersiz hissettiklerinde, zorba/mağdur problemi ile nasıl başa çıkacaklarını bilmediklerinde, olaylara müdahale etmekten ürkerler; durumun kötüleşeceğinden, mağdura daha fazla zarar verileceğinden korkarlar.
*Pek çok kültürde zorbaca davranışları yaşamak sosyal beceriler kazanmanın bir yoludur ve çocuğun acı çeke çeke pişeceğine ve kendini savunmayı ,ileride hayatın daha acımasız zorlamaları ile başetmeyi öğreneceğine inanılır.
* Okul müdürleri ve diğer yöneticilerin başa çıkmak zorunda oldukları çeşitli sosyal baskılar vardır. Örneğin müdürler zorbalık problemini okullarının adını kötüye çıkaracağı ve yönetici olarak ünlerinin olumsuz etkileneceği korkusu ile itiraf etmek istemezler. Bazıları yardım istemenin yönetim zaafı olarak algılanacağını ve öğrenci,öğretmen,veli ve diğer meslektaşlarının gözünde otoritelerinin sorgulanacağını düşünürler.