Bookmark and Share  

 

KENDİSİNİ İFADE EDEBİLEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

 

 

 

 

            Anne babalar çocuk yetiştirme tarzları bakımından çoğunlukla geleneksel tarzların esiri olmaktadırlar. Geçmiş deneyimler ve günlük koşullar ebeveynlerin çocuk yetiştirme anlayışlarında etkili olmaktadır. Oysa çocukları bu günün koşullarına göre değil yaşayacakları zamana göre yani gelecek koşullara ve öngörülere dayanarak yetiştirmek zorundayız. Çocuklar günlük gereksinimlerin ötesindeki bir yaşamın içinde yer alacaklar.

 

            Çocuklar anne-babalardan meydana gelmişler fakat onların istediği gibi birisi olmak zorunda değillerdir.Çocuğun kendi potansiyeline uygun olarak kendisini ortaya koyması, seçimler yapması ve bir tarz geliştirmesi yetişkinler tarafından çoğunlukla kabul görmemektedir. Böylece çocuğun özüne uygun olarak kendisini ifade etmesi engellenmiş oluyor. Yol gösterici olmak yerine  müdahaleci olmak çocuğun güvenini kırmaktadır. Örtülü olarak ebeveynler çocuğa şu mesajı göndermiş oluyorlar: “Sen kendin istediğin gibi değil benim istediğim gibi olmalısın. Sen bilmezsin ben bilirim. Senin için neyin iyi olacağına ben karar veririm”

Bir süre kendisi gibi olma spontan olma mücadelesi veren çocuk  bir yığın müdahaleden sonra ya uyum göstermeye başlıyor, yada hırçınlaşıyor. Neticede kendisi olmaktan uzaklaştırılıyor.

 

            Sürekli talimatlarla yetiştirilen çocuğun kendisini ifade etmesi, düşüncesini söylemesi, duygularını dile getirmesi zorlaşmaktadır. Eleştirileceği korkusuyla , reddedileceği korkusuyla  susmayı tercih etmeye başlıyor. Kaygı gelişmeye başladıktan sonra da artık konuşmaya kendisini ifade etmeye korkar hale geliyor.  Konuşmasına izin verilmeyen çocuk bir süre sonra kendilik değerinden bir şeyler kaybetmeye başlıyor.Kendisini değersiz ve önemsiz olarak algılamaya başlıyor.

Sürekli yanlış yapacağı beklentisi ile  birilerinin kendisine yol göstermesini bekler hale geliyor. Özgüvenin gelişmesi engellenmiş oluyor ve ileride kendi kendisine karar veremeyen  sürekli destek bekleyen bir yetişkin haline geliyor.

 

            Aşırı koruyucu ve müdahaleci ailelerde çocuğun hata yapmasına, karar almasına ve uygulamasına izin verilmez. Ne yapacağına, ne konuşacağına ne kadar konuşacağına ebeveynler karar verir.

İlgisiz ailelerde ise çocuğa yeterince zaman ayrılmaz. Temel ihtiyaçların karşılanması çoğunlukla yeterli görülür.  Çocuğu dinleme anlama geribildirim verme, duyguları paylaşma sık görülmez. Sağlıklı bir iletişim ağı kurulmamıştır. Çocuğun düşünceleri çok önemsenmez.

 

Demokratik çocuk yetiştirme tarzını benimsemiş ailelerde çocuğun kendisini ifade etmesine, ortaya koymasına ve düşüncelerine duygularına önem verilir. Paylaşım ve iletişim üst düzeydedir. Çocuğun seçimler yapmasına ve kendi sınırları içinde sorumluluk üstlenmesine olanak tanınır.Hata yapma şansı verilir ve yaşamı deneyimleyerek öğrenme olanağı sağlanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

            Çocuğa korku , kaygı yüklemek yerine cesaret verilir. Güven geliştirmesine olanak tanınır. Çocuk ileride yaşadıklarını, hissettiklerini nasıl ifade edeceğini bilir. İnsan ilişkilerinde başarılı bir yetişkin olma yolunda  işlerler.

 

 

Ebeveynler bazen kendi kaygılarından dolayı çocuk yetiştirme konusunda  daha temkinli olmayı ve gereğinden fazla müdahaleci olmayı tercih etmektedirler. Böylece farkında olmadan kendi kaygılarını çocuklarına transfer etmiş oluyorlar. Bir süre sonra çocuklar geri çekilmeyi edilgen olmayı öğreniyorlar.  Sürekli yanlış yapabilirim, yanlış söyleyebilirim, yanlış anlaşılabilirim kaygısı ile söylememeyi , ifade etmemeyi alışkanlık haline getiriyorlar. Böylece de sosyal yönden başarılı bir yetişkin haline gelmesi erken yaşlardan itibaren engellenmiş oluyor.

 

 

Ne yapmalı?

 

Çocuğunuza bir dünya yaratmak ve uygulatmak yerine  yerine  onun dünyasını anlamaya çalışınız.Onun dünyasını anlamanın en etkili yolu ise konuşma ve oyundur. Duygularını ifade etmesine izin verin ve kendisini anlatmasını teşvik ediniz. Çok konuşan çocuktan korkmayınız. Sürekli ona öğreten öğüt veren olmak yerine onu anlamaya dinlemeye zaman ayırınız. Onu konuşturup onu dinleyin; onu anladıkça , dinledikçe ona karşı kendi hatalarınızın daha çok farkına varacaksınız. Onun sizin tahmin ettiğinizden daha fazla bir şeylerin farkında olduğunu göreceksiniz.

 

            Nelerden mutlu olacağına, nelerden sıkılacağına siz karar vermeyin, onu dinleyerek gözlemleyerek anlamaya çalışınız. Onun dünyasına girmenin birinci yolu iyi bir iletişim dili kurmaktır. Onu önemsediğinizi değer verdiğinizi, düşüncelerini dikkate aldığınızı gösteriniz.

İnsanın mutsuzluğunun temel nedenlerinden birisi düşündüklerini, hissettiklerini her ortamda rahatlıkla  ifade edememesinden ve kendisini anlaşılmış hissedememesinden kaynaklanmaktadır.  Bunun da kaynağı çocukluk yıllarındaki yetiştirme biçimlerine dayanmaktadır. Sürekli konuşması engellenen bir çocuk reddedilmişlik duygusu  yaşayacaktır. Bu da daha agresif olmasına yada içine kapanmasına yol açacaktır.

 

Çocuğunuzun kendisini anlaşılmamış, yalnız,mutsuz ve kişilerarası ilişkilerde sorun yaşayan bir yetişkin olmasını istemiyorsanız onun kendisini ortaya koymasına ifade etmesine, düşüncelerini açıklamasına fırsat veriniz ve teşvik ediniz. Onu dinlemeye anlamaya yeterli derecede zaman ayırınız.

 

ANA SAYFAYA DÖN