![]() |
|
|
|
OZANLAR VE ANADOLU VE DUYGULAR VE BIZ
Ne zaman bir koy turkusu duysam sairligimden utanirim diyen usta sairi hepiniz bilirsiniz. Iste o sairimizin bahsettigi o ozanlardir ki o koy turkulerinin , o anadolu turkulerinin yaraticidirlar. Yuzlerce yil anadoluda kultur elciligi yapmis, duygulari harmanlamis ve olup bitenlere, yasanilanlara, aska , sevdaya taniklik etmis: boyun egmemis zalime , sozunu acikca dillendirmis sazinin tellerinden.
Kaf daginin ardindakilerden haber vermis dostuna, turnalarla sevda ucurmus ehlibeytin ocagina, Agri dagindan tecer yaylasina ve ulasmis Banazdan Pir Sultana.
Karincalarla kerbelaya su tasimis. Huseyine yoldas olamamis ama acisini da unutmamis.
Baskaldirmis saltanata saz ile, ne yobaza aldirmis ne de seriata boyun egmis. Iste o ozanlardir ki Veysel ile kara topragi kucaklamis, Karacaoglanla asklari tazelemis, Koroglu ile yigitce karsi durmus agalara beylere ve bilmem kimlere.
Fuzulu ile dalmis deryalar dolusu anlamlar dunyasina evreni sorgulamis ve mana vermis yasama. Teslim Abdal ile sirati yol eylemis, kildan ince kilictan keskince dedikleri sirat koprusunu yerle bir etmis ve aslolan yaradana ulasmak demis.
Nesimiden hallaci mansura , Seyh bedrettinden Asik Mahsuniye kadar hic bir olup biteni unutmamis yoldas olmus, haldas olmus ve dile getirmis tum olup bitenleri gunumuze.
Ne zaman bir turku duysak iste o ozanlarin nefesinden bu gune koskocaman anadolu tarihini tasir bizlere. Sadece tarihi degil, yasanilanlari ve bu yasanilanlara eslik eden duygulari. Gecmisle aramizda bag olur ve goturur bizi yuzyillarin otesine.
Aslinda bilincaltimizda, davranislarimizda, tepkilerimizde, yasam ve algilama bicimimizde o yuzyillar oncesinin etkileri gizlidir. Tarihsel arketiplerle dolu bilincaltimiz ise ucsuz bucaksiz yolculuklara gebedir.
O yuzdendir ki cok tanidik gelir o ozanlarin sazindan dokulen turkuler.
Orijinalligimizi bozmadigimiz surece, kendimizi baska kulturlerin robotu haline getirmedigimiz surece ( Bir kulturden etkilenmek ile onun robotu olmayi ayri tutuyorum) daha cok tanidik gelmeye devam edecektir o anadolu turkuleri bize.
O turkuler sadece yasananlari degil, bir anlayisi, sorgulamayi ve dusunce sistemlerini de aktarir bizlere yeterki bu turkuleri anlayabilecek kapasiteye sahip olalim.
Dogmatizmin cenderesinden kendisini kurtarmis ozanlarin eseridir anadolu kulturu.
Ve binlerce yildir sapasaglam ayakta duran, yasayan anadolu kulturu bu ozanlara ve onlara ortam saglayanlara borcludur: ozanlari susturmaya calisan zaptiye marifetiyle toplayan, iceri tikanlarin anlayisina degil.
Ve bu ozanlar ki hic bir zaman resmilesmemis, hic bir kapiya cikari ugruna kul olmamis. Yeri gelmis asilmis, yeri gelmis yakilmis, yeri gelmis zindanlara atilmis, ve yeri gelmis zulme ugramis. Ne saray kapisinda beslenmisler ne de saraydakilere saksakcilik yapmislar: mumkun oldugunca onlardan uzak durmus halkin icinde olmuslar.
Bagimsiz ozgur iradesi ile dusunmus, calmis, soylemis, elestirmis ve yaratmis turkuleri. Bu yaratilanlari kucaklayan anadolu insani ise bunlari kendi kimliginin aynasina yansitmis binlerce yildir. Askolsun o ozanlara
Faydasi olmayan bahardan yazdan
Yuce dag basinin kisi makbuldur
Cahilin sohbetinden sozunden
Arifin hayali dusu makbuldur
Lokma yeme namertlerin elinden
Sonra kurtulamazsin aci dilinden
Namertlerin kaymagindan balindan
Merdin kuru yavan asi makbuldur.
Hudayi konusur bir ince dilden
Hal ehli olmayan ne bilir halden
Bilgisiz gorgusuz duygusuz kuldan
Olulerin mezar tasi makbuldur.
Asik Hudayi