Bookmark and Share  

 

ROMANYADA YASAYAN TÜRKLERİN İKİLİ  EVLİLİKLERİ

 

Yaklaşık iki yıldır Romanyanın Braila kentinde yaşamaktayım ve en çok dikkatimi çeken konu Türkiyeden çalışmak üzere buraya gelen ve ikinci evliliklerini burada romen kadınlarla gerçekleştiren ve yaşamlarını karmaşık ilişkiler ağı içinde devam ettiren kişilerin durumu.

 

Hemen hemen çoğunun memlekette eşleri ve çocukları hatta kimilerinin torunları gurbet yolu gozlemeye devam ederken o kişilerin buradaki kurdukları yaşamlarından ve evliliklerinden habersizler. Hatta bir çoğu buradaki kardeşlerinden habersizler, haberli olsalar ne yazar nasıl olsa dilini bilmedikleri bir kardeşe sahip olmuşlar kaderin bir cilvesi olarak.

Asıl zor olan kısım; burada evlilik yapıp ve bazıları yaptıkları çocukları da Turkiyedeki eş ve çocuklarından saklamak zorunda kalmışlar. Üstelik Romanya koşulları her gun değişmekte  ve insanlar da bu değişim ile birlikte bir uyum süreci yaşamaktadırlar. Artık koşullar bu arkadaşların buraya geldıklerı zamanın koşulları olmaktan çıkmış ve evlendikleri kadınların beklentileri de tamamen değişmiştir. Bir yandan Türkiyedeki eş ve çocukların durumunu takip etmek onların derdine deva olmak bir yandan buradaki eşinin beklentilerine cevap vermek ve üstelik isteyerek olmasa da  dünyaya gelen çocuğunun dilini  anlamak ve kendisine çok uzak olan bir kültür etkisinde yetişmesini izlemek hayli zor olsa gerek.   Bir yandan da yaşam gerçeklerine bir şeyi gizleme çabası eklenmiş bulunmaktadır. Sürekli rol değiştirme yeteneği geliştirmek zorunda kalan bu vatandaşlarımız hangi rolde kalacaklarına kendileri bile şaşırmış bulunmaktadırlar.

Herbirinin evli olmalarına rağmen burada da bir evlilik yapmalarının gerekçeleri bir birinden tamamen farklıdır. Kimisi cinsel güdülerinin esiri haline gelme sonucu katılırken bu kervana, kimisi kendisini yalnız hissetmenin acısından kurtulmak amacı ıle dalmıs bu kuyuya. Kimisi belki yıllarca ters giden evliliklerin acısını çıkarmak için daha buyuk beklentilerle girmiş bu yeni evliliklere.

Doğan çocuklarla birlikte artık bu oyun olmaktan çıkmış bütün sorumluluk ve gerekleriyle hissedilmeye başlanmış bu evlilikler.  Türkiyedeki evliliklerin tıkanan ekonomik yönüne bir çıkış yaratmak, eşine ve çocuklarına daha ıyı ekonomik koşullar sağlamak için çıkılan bu yolda artık karşılarına yeni ekonomik gereksinimler çıkmış ve yola çıkılan nedenler çoktan unutulmuştur. Dilini bilmediği eşine ve dilini bilmediği çocuğuna uyum sağlamaya çalışırken bir yandan gittikçe zorlaşan ekonomik koşullarla başetmeye çalışmakta ve  memleketteki eşi ile çocuğunun beklentilerini  ise telefonda avutmak dışında bir çozum bulamamaktadırlar.

 

            Bölünmüş ve karmaşık hale gelmiş duyguları ayrıştırmanın zorluğuna birde koşulların ağırlığı ve hayatın tüm gerçekleri eklenince ortaya bayağı sıkıntılı bir tablo çıkmaktadır. Bir yandan da kendi içsel dünyası ile kaşılaşmamak için kendisini avutmak zorunda kalmak işin başka bir yönünü oluşturmaktadır. Derken hayat böyle sürüp gitmektedir fakat kendi denetimleri dışında gelişen koşuların içinde sürüklenip gitmek kendi hayatlarının gerçeğini oluşturmaktadır.

Evdekı hesap çarıya uymaz demış atalarımız. Bu soz çok derın anlamlar ıhtıva edıyor aslında. İnsanın yola çıkış sebebi ile gelinen noktanın birbiri ile alakası yoksa yada yaşam amaçlarında büyük oranda sapma varsa oturup kendını sorgulamanın ve yaşama çekı düzen vermenın zamanıdır demek.

            İnsanın yaşamı kendi denetimi içinde sürdürmesi ile koşulların ağı içinde sürüklenmek yaşam başarısının farkını oluşturmaktadır. Yaşamda ne kadar başarılı olduğumuz yada başarısız olduğumuz hayatı ne kadar denetleyebildiğimiz ile ilgilidir birada. Tabi burada olağanüstü ve hesapta olmayan durumlar dışında. Bazen insanlar kendi yaratttığı durumların esırı haline gelebiliyor. Kendi inşa ettiği hapishanelerin içine kendi ruhsal dünyasını  ve yaşam seyrini hapsedip özgürlükten uzaklaşmak acı olsa gerek.

Bir süre sonra bunu farketmek bu durumun nasıl yaratıldığının  farkına varabilmek bile başarı haline gelebilir.

Özgür yaşamı ve iç özgürlüğü kaybetmemek insanın en büyük zenginliğidir.

 

ANA SAYFAYA DÖN