![]() |
|
|
|
Stres ve Stresi Kontrol edebilmek
Ali Riza Erdogan
Gunumuzde bir cok hastaligin sebebi oldugunu bildigimiz ve zaman zaman kendimizi kurtaramadigimiz stresle ilgili biraz bilgi paylasimi yapmak istiyorum. Tabii onemli olan bizim stres karsisinda tutundugumuz tavir ve basacikabilme becerisi, stresi kanalize edebilme stresten daha onemli bir durum arzetmektedir. Daha dogrusu stresmi bizi yonetecek yoksa biz mi stresi yonetecegiz ? Buna daha cok deneyimlerimiz ver kisilik yapimiz karar verecek. Ayrica stresle basa cikabilmenin ogrenilebilen bir olgu oldugunu da unutmamamiz gerekmektedir. Yasanan stresin dozu yuksek degilse bu bizi yaraticiliga da itebilir. Bazi durumlarda dozu yuksek olmayan bir stres yasamak istenebilir bir durum da olabilir.
Stres hoş olmayan, kötü baskı anlamına gelir. Bu belki de önemli bir yanılgı;çünkü yaşanan bütün stresler ya da endişeler her zaman istenmeyen veya hoş olmayan değildir.Gerçekte belkide stressiz bir yaşam kişiyi güdülenmemiş ya da duygusuz hissiz de yapabilir.
Stres;
-İstenen, hoşa giden stres
-İstenmeyen, hoş olmayan stres
-Aşırı stres
-Çok az yaşanan stres
olarak da tanımlanabilir.Ama kişinin yaşamında probleme neden olan stresin kendisi değil onun az ya da çok yaşanıyor ya da hiç yaşanmıyor olmasıdır.
Dolayısıyla amaç en uygun (optimum ) stres derecesini bulmak olacaktır.Bu da kişiden kişye ve zamana göre değişmektedir.
Bazen de stres ya da kaygı yaratacak durumu , sonucu bizim için değerli olacağı için (örneğin bir yarışa katılmak gibi) biz seçeriz.
Bizim için en uygun stres derecesinin ne olduğunu ya da nasıl olması gerektiğini hangi durumlarda en uygun stres seviyesini tutturduğumuzu ya da tavrını takındığımızı nereden bileceğız?
Bu sorunun yanıtını bulmak için şu tanımlar yardımcı olabilir:
En Uygun Nokta Bu şartlar altında kişi uyanık (hazır, tetikte ) ve kendine güven doludur. Kısa sürede düşünür ve çabuk cevaplar verir.Her alanda gösterdiği performans iyidir ve kendisini hevesli, gayretli hisseder.Rahatsız edici olmayan hoş bir heyecan içindedir.Yaptığı iş ile ilgili keyifli ve enerjiktir.
Çok Az Yaşanan Kişi bu durumda gerçekleştirmesi gereken ya da gerçekleştireceği iş konusunda ne heyecan ne de istek duyar.Hiç bir şeyin önemli olmadığına inanır ve yapılacak en ufak bir iş bile ona büyük bir angarya gibi görünür.Çok çabuk sıkılır.Enerjisini kaybetmiştir.Dünya gri ve sıkıcıdır. Yeni bir iş ya da taze bir ilgiyi başlatacak enerjiyi kendinde bulamaz.
Tabii ki bu durumda özellikle çevrenin de strese sebep olan ya da onu körükleyen bir faktör olduğu unutulmamalıdır.Fakat kişilerin bu potansiyel stres üreticisinden yani çevreden etkilenme dereceleri birbirinden farklıdır.Strese sebep olan bir olay, örneğin sınav değişik kişiler için değişik stres boyutları ve dereceleri üretebilmektedir.
Görüldüğü gibi yaşanan kaygı ya da stres ( özellikle yoğun olarak yaşananı ) hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı önemli ölçüde etkiliyor. Vücudun fiziksel ya da ruhsal olarak verdiği tüm tepkiler stresle savaşma, stresi yenmeyi çalışma ya da daha genel bir ifade ile strese bir cevaptır.
Bu cevap aslında kişinin hayatını devam ettirebilmesi hatta hayatta kalması için gereklidir.
Strese Karşı Neler Yapılabilir?
Öncelikle genellemelerden kaçınılmalıdır. Her bir kişinin kapasitesi, en uygun stres derecesi farklıdır.Daha doğrusu stresi ve stresin kaynağını herkes farklı olarak algılar. Bir kişi için aşırı kaygı yaratan bir durum bir diğeri için baş edebileceği ya da kolaylıkla üstesinden gelebileceği durum olabilir.
İkinci olarak kişi çok ya da az stres karşısında nasıl önlem alacağını ve çevresini nasıl organize edeceğini birbirinden ayırabilmektedir. Bunu önleme / engelleme olarak tanımlayabiliriz.
Fakat kişinin kendisini ve çevresini kontrol etme çabası içinde olması da zaman zaman istenmeyen kaygıya neden olabilmektedir. Dolayısıyla asıl gerekli olan belki de stresi engellemeye çalışmanın yanısıra stresle başetme yöntemlerini ve becerilerini geliştirebilmektir.
Stresi Tanıma:Stresin nedenlerinin, etkilerinin ve sürecinin farkında olma ve anlama olarak tanımlanabilir. Bir başka deyişle kişinin kendisinde kaygı yaratan kaynakları tanımlayabilmesidir. Yaşadığı kaygı dönemlerinin farkında olması ve onları planlayabilmesidir. Yaşamın her alanı için sahip olunması gereken en uygun stres derecesini bulabilmesidir. Tabii ki bu noktada ne ile başa çıkıp ne ile çıkamayacağı konusunda da en azından kendisine karşı dürüst olmalıdır.
Zamanı Düzenleyebilme: Öncelikleri belirleyebilme ya da yapılması gerekli ve zorunlu işlerle yapılmak istenenleri ayrıştırma becerisi olarak tanımlanabilir.
Kendini Gerçek Anlamda İfade Edebilme: Ne istediğini, tercihlerini doğru ve dolaysız ifade edebilme yeteneğini geliştirme, kişinin zamanını çok fazla alacağını düşündüğü olay ve kişilere hayır diyebilme becerisidir.
Açık ve Net Hedeflere Sahip Olma: Pek çok kişi pek çok şeyi aynı anda çok yoğun ama yetersiz ya da anlamsız olacak şekilde çok çabuk yaşamaktan rahatsızlık duyar. Bu durum, genellikle durup kendi kendimize ne istediğimizi ama gerçekten ne istediğimizi sormamaktan kaynaklanmaktadır.Kişinin hedeflerini belirlemesi ne yapmak istediğinin farkına varması gerçekten önemli bir hayat becerisidir. Bu beceriye sahip olma yalnızca önemli kararlar alırken değil hayatın her döneminde gereklidir. Bu soruları kendimize hangi sıklıkta soruyoruz acaba?
Şu anda yapmak istediğim gerçekten bu mu? Ben bunu neden yapmak istiyorum? vs.
Sizin için neyin daha önemli olduğunu bilmeden hedef belirlemeniz oldukça zordur. Hedef belirlerken bu hedefin size ne yaşatacağı, yaşam tarzınızı , kişiliğinizin buna uygun olup olmaması sizin o hedefinizi gerçekleştirmede önemli bir etken olacaktır.
Eğer yaşanan bir problem varsa öncelikle onu baş edilebilir, kontrol edilebilir parçalara bölmek gerekir. Ardından o parçalara değişik açılardan bakabilmek, içinde yaşanan sorun hakkında yeterli ve gerekli bilgileri toplayabilmek önemlidir.
Ayrıca bu aşamada kişinin karar verme stilini ve tarznı keşfedebilmesi ve bu stillerin hangi kararların alınmasında daha uygun olacağının farkına varması da önemli bir beceridir.
Stres ya da kaygı zamanlarında uygulanabilecek pek çok rahatlama teknikleri ve yolları vardır ki aslında bu rahatlama tekniklerini bilmek ve uygulayabilmek de başlı başına bir beceridir.
Rahatlamaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz zaman aslında bunları yapabilmek için zamanımızın olmadığını düşündüğümüz andır!
Farkında olmayıp çok çabuk tüketsek de her şeyi yapmaya ya da bir şeyleri daha yapmaya zamanımız vardır.
Bazı gevşeme ve rahatlama teknikleri direkt fizyoloji ile ilgiliyken örneğin;meditasyon, derin nefes alıp verme egzersizleri, kademeli gevşeme resimleme yoluyla gevşeme Bazıları da endirekt olarak psikolojik bir süreçte gerçekleşir.Diğer bir deyişle kişi doğrudan rahatlamasa da bu aktiviteleri yapmakla biraz daha rahatlamış ya da kendini stresten biraz olsun uzaklaşmış hisseder.Örneğin; müzik dinleme TV seyretme kitap okuma yazı yazma vs.
Önemli olan kişinin hangi durumlarda, hangi işleri yaptığında kendisini en iyi hissettiğini anlayabilmesi ve zaman içinde bunu hayata geçirip dengeleyebilmesidir.
Başetme yöntemleri tabii ki her zaman kişiyi zorlayıcı ya da hep onun bir şeyler yapmasını gerektiren nitelikte değildir.Bazen kişinin kaygı ya da stres anında kendisine Bugünlük bu kadar yeterli Şimdi kendim için beni keyiflendirecek birşeyler yapmalıyım diyebilmesi de çok önemlidir.Kişi kendisine hiç vakit ayırmadan katı ve sistematik bir plan ve program doğrultusunda sürekli ders çalıştığında belli bir noktadan sonra, geri plana ittiği ve bastırdığı ihtiyaçları belirmeye başlayacak dolayısıyla her iki durumu dengeleyememiş olma, plan ve program dahilinde götürülen çalışmayı da olumsuz yönde etkileyecektir.
Kişinin kaygı durumunda ya da kaygının ortaya çıkması sürecinde kendi kendine gerçekçi bir şeyler söylemesi ya da kendi kendini eleştirebilmesidir.Aslında çok eski ve çok tanıdık bir yöntem olmasına rağmen burada asıl belirtilmek istenen; Stresin ortaya çıkması ya da strese neden olan olayın yaşanması sırasında beyinden geçen düşüncelerin eğitilmesinin önemi ve bunun Yapıcı Telkin olduğudur.